Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
On beş bin ciltten meydana gelen ve büyük bir bölümü yazma eserlerden oluşan kitaplarını bağışlayarak Millet Kütüphanesi'ni kuran Ali Emiri Efendi de İbnulemin gibi nev'i şahsına münhasır ilim adamlarındandı. Belki de bekârlığın etkisiyle temizliğe o kadar dikkat edemiyordu. Yahut bu işlere o kadar vakit bulamıyordu. Dolayısıyla kılığı kıyafeti biraz peri şan duruyordu. İbnülemin ile Ali Emiri Efendi, arada sırada birbirlerine darılmalarına, hatta kalem mücadelelerine giriş melerine rağmen, yeri gelince şakalaşmaktan, nükte yapmaktan kendilerini alamıyorlardı.
Bir gün Mahmud Kemal Bey, Gedikpaşa civarında Ali Emiri Efendi ile karşılaşır. Söze, Emiri Efendi başlar, "Dün gece beni şeytan aldattı! Hamama gittim, bir güzel yıkandım." Mahmud Kemal Bey sorar, "Üzerinde kâğıt kalem var mı?"
"Ne yapacaksın?"
"Seni her gün aldatması için şeytana mektup yazacağım!"
Mahmud Kemal Bey Cumhuriyet devrinde tekbirlerle ve tehlillerle uğurlanan ilk kalem erbabı olarak tarihe geçti. O, Müslümanca yaşadı ve Müslümanca öldü. Merkezefendi'deki aile kabristanına defnedildi.
Gölpınarlı'nın ifadesiyle Gazali kadar mütekellim, Fahreddin-i Râzî kadar müfessir, Buhari kadar muhaddis, İbn-i Sina kadar hakim, Mevlânâ kadar âşık, Hacı Bayram-ı Veli kadar vâkıf olan İsmail Sâib Sencer, ilim dünyasını aydınlatan parlak bir güneşti.