Bir hayata dokunduğunda güzelleştireceği muhakkaktı. Kendi hayatının boşluklarına da aynı maharetle dokunabilmiş miydi? Başkalarının yaralarını şefkatle sararken kendi yarasına aciz kalan, başkalarını düştüğü yerden kaldırırken kendisi için güç yettiremeyen, başkalarına sürekli gülümserken gözyaşlarını içine akıtan kadınlardandı belki de.
Hayatın görünenden ibaret olmadığına inanıyorum, hepsi bu. Gözlerimi, kalbimi açık tutma uğraşındayım. Bana özgü bir maharet yok. Bence insanda bazı kabiliyetler üzeri örtülü duruyor. Keşfedip, üzerini temizlemeye başladığında yeni bir tecrübe doğuyor. Hani biz gizli güçler diyoruz ya, eğer doğru bir usulle kendini eğitebilirsen o kabiliyete erişiyorsun. Bu kabiliyeti iyiye veya kötüye kullanabilirsin.
…insanların çoğu kaosu alışkanlığa çevirip bundan besleniyormuş, konfordan feragat edemediklerinden şehrin kargaşasında ruhsal hastalık sırasını bekliyorlarmış.