Tüylü ölüm habercilerinin -kuzgunlar, baykuşlar, kargalar- hiçbiri, bu uğursuz gökyüzünde uçmaya cesaret edemiyordu.
Ne tünedikleri ağaçlarda ötüyor, ne ıslak avlularda hoplayıp zıplayarak tombul solucanların peşinde koşuyorlardı, matem havası içinde çitlere ya da veranda korkuluklarında da tünememişlerdi.
Roman yazarken, yarattığı karakterlerin gerçek olduğuna inanmaya başladığında, karakterler artık kendi özgür iradeleriyle hareket etmeye başlar, Moliy’yi hayran bırakır, meraklandırır ve dehşete düşürürlerdi. Onları kendi hallerine bırakan Molly yaptıkları akıllıca seçimler, kazandıkları başarılarla mutlu olur, aptallıklarına ve alçaklıklarına üzülür hatta acı çeker ya da ölürlerse kahrolurdu. Kendi kararlarını vermeleri adına, Molly karakterlerinin yaşamlarındaki olayları yaratmaktansa onları sıraya koyar, dizginleri seyrek olarak eline alır ve genellikle, anlayıp ona göre hareket edebilecekleri ya da talihsizlikle görmezden geldikleri işaretler ve belirtilerle onlara küçük ipuçları vermeyi yeğlerdi.
Şimdi burada. Tail of The Wolf’un salonunda, küçük de olsa birinin ona ipuçları vermesini ve eğer verilen bu ipucunu görmeyecek ya da yanlış yorumlayacak olursa, dizginleri ele almasını çok isterdi.