Belli bir yaşı geçince yaşam dediğin, sahip olduğun şeyleri sürekli olarak kaybettiğin bir süreçten öteye geçmez hale gelir. Önemli şeyler birer birer tarağın dişlerinin dökülmesi gibi insanın ellerinden kayıp gider. Sevdiğin insanlar, önce biri sonra diğeri, hayatından yok olup giderler.
“Mesele yaşla ilgili değil” demişti Aomame de, kararlı bir ses tonuyla. “Bu, yaşam tarzıyla ilgili. Sürekli kendini koruma kararlılığı sergilemek gerek. Saldırıya maruz kaldığında, karşındakinin merhametine sığınmayı kabul etmek, insanı bir yere götürmez. Güçsüzlük duygusunu gerektiğinden çok kabullenmek insanı bitirir.”
İnsan nasıl oluşur? Önce Tanrı yaratır onu. Sonra yakınları iyiyi, kötüyü öğretmeye başlarlar. Bir sürü insanla tanışsın. Her biri bir şey ekler sana, ya da değiştirmeye uğraşır. Ama en büyük savaş (kafasını gösterdi) burda olur. İnsanı insan yapan bu savaşı kazanmaktır.
Bir başkası göstereceğine, hatanı kendin bilip de dönmen iyi bir şey tabii. Öyle olunca kendini suçlaman gerekmez. Hata kullara özgüdür. Yalnız Tanrı yetkin ve kusursuzdur. Öğütle hatada dönmen iyidir de, kendinin bilip vazgeçmesi daha iyidir. Hatasız,kusursuz,günahsız olmak Tanrı katında makbul değildir.