Gülsemin

Puan vermedi·556 syf.··
2026 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 20:02
Emile Zola'nin " Natüralist " akımıyla yazdığı yine " Gerçeklik" algısını son noktasina kadar hissedeceğiniz bir başyapıt daha! Eser; 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa'da yaşanan işsiz bir makine işçisi olan genç Etienne'nin , Fransa'nın kuzeyindeki Montsou maden kasabasına gelmesiyle başlar. Etienne, burada "Voreux" adlı maden ocağında işe girmesiyle şahit olduğu ve bizzat yaşadığı bu sefil yaşamın insan hayatınin onuruna karşı bir "Yaşam lekesi"olarak tanımlar. İşçi sınıfının baş lideri olarak verdiği mücadele onlarca kayıp verse de onurlu bir yaşam için hak ettikleri koşullarda çalışmak ve verdikleri emeklerinin karşılığı için mücadeleye liderlik eder. Ancak kayıp kazançlarından daha ağır sonuç verecektir. " Yoksa Darwin haklı mıydı; dünya, türün mükelemmelleşmesi ve sürekliliği için güçlülerin zayıfları yuttuğu bir savaş alanı olabilir miydi?" Güçlülerin zayıflari yuttuğu bir savaş olduğu kesin. Kazanan tarafında hiç değişmediğide. Ama türün mükemmelleşmesi ve sürekliliği konusunda katılamayacağım. Yüzyılların süregelen bir geleneği gibi hala devam eden küçük bir azınlık burjuvazi için milyonlarca insanın hayatından çocukluklarınin, mutluluklarının, yaşamasi gereken güzelliklerin çalinmasi, doymak bilmeyen yüzlere hak verilebilecek bir durum değil çünkü. "Kendi şartlarında düşünürsen, beni anlayamazsın." Zenginlerin, sefalet ve açlığı anlaması pek güç bir durum. Ama yoksulluğun güzellemesini yapma konusunda gayet başarılı bir performans verirler. Birkaç metelik için, yeraltının yüzlerce metre altında yaşam mücadelesi veren maden işçilerinin verdiği zorlu gayreti konu alan bu eser bazen yokluğun insan yaşamı için nasıl da katlanılmaz bir cehennem azabı gibi geliyor!! "Adaletin olmadığı yerde ahlaktan söz edilebilir mi?" Bana göre Adaletin olmadığı yer,
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 08:19
"Akhilleus’un Şarkısı" Madeline Miller'ın okuduğum ilk eseri. Daha çok mitsel, özellikle antik Yunan mitolojisine yer veren bir yapıt olan ve Miller'ın yıllarını verdiği harika bir kitap. Kitap; Prens olan aynı zamanda çelimsiz, beceriksiz ve ölümlü bir karakter olarak yansıtılan, Patroklos'un istemeden işlediği bir cinayet sonrası babası kral Menoitios tarafından küçük yaşta Phthia’ya sürgün edilmesi, kral Peleus’un ve deniz nhympası olan Thetis'in yarı tanrı oğlu ve kendi zamanının en büyük savaşçısı ve en güzel erkeği olan Prens Akhilleus’la tanışmasıyla başlıyor. Patroklos'u yoldaş olarak seçen Akhilleus, gittiği her yerde Patroklos'la birlikte hareket etmeye başlar. Hatta "At" adam olarak bilinen, merhametli ve iyi olan, aynı zamanda hem hekimlik hemde öğretmenlik yapan Kheiron'dan bile birlikte eğitim alırlar. Yalnız Akhilleus'un annesi olan deniz tanrıçası Thetis tarafından pek sevilmeyen Patroklos, oğlu Akhilleus'tan uzak tutmak için birçok yola başvurur. Hem Patroklos'tan hemde gelecek olan Troya Savaşından korumak için onu Skyros Adasına, kız kılığında Kral Lykomedes'i kızı Deidameia'nın nedimeleri arasına sokar. Akhilleus'un erkek olduğunu öğrenen Deidameia, Akhilleus'la evlenir. Ve gerçek adı Neoptolemos olan ama kızıl saçları dolayısıyla "Pyrrhus" adında bir oğulları olur. Bu erkek evlat gelecek Troya savaşında savaşın son noktasını koyacaktır. Ancak Peleus'un desteğiyle Patroklos, Akhilleus'u bulur... Zamanla arkadaşlığa dönüşen bir aşk meydana gelir. Evet, birçoğumuz tarafından kabul edilmeyen hatta etik dışı bir durum olarak yorumlanan, eşcinsel bir olay içerisinde kurgulanmış bir eser. Belkide bu eserde eleştireceğiniz tek şey hatta çoğunuzun sırf bu yüzden okudum ama çocuklarıma okutmam dediğiniz ama gerçeklerin, gerçek dünyaya yeterince
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 10. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 19:34
Kimimiz geçmişle olan iletişim ağlarını bir daha açmamak adına koparır kimimiz bu ağları daha da güçlendirmeye çalışırız. İşte başkarakterimiz George Bowling geçmişle olan bağını hiç koparmayanlardan. George Bowling; Hayatının ortalarında evli ve iki çocuk babası bir sigorta pazarlamacısıdır. Kırk beş yılın ardından sürekli çocukluğuna dönerek sevdiği anıları dile getirir. Özellikle küçükken hayatına neşe katan balık tutmak gibi. Ama savaş kıvılcımlarının başlamasıyla bu mutluluk kırıntısı pekte uzun soluklu olmamıştır. Kırk beş yılın ardından tekrar çocukluğunun yaşadığı köye dönmek için yola koyulur Ancak yıllar önce geride bıraktığı dünyasının tamamen değiştiğine şahitlik edecektir. Değişmeyeceğine inanmak kendini kandırmak olurdu belkide. George; geçmişinde yaşayan ama geleceği öngören bir karakter aslında. 1939'da patlak verecek II.Dünya savaşını ve bunun doğuracağı siyasi ve toplumsal sıkıntılarıni öngörerek modern dünyanın oluşumundan bir nevi korkmaktadır. George Orwell'ın "1984" ve "Hayvan Çiftliği" eserlerinin küçükte olsa yansımalarını bu karakterin söylemleriyle yorumlayabilirsiniz. Kiminize basit ve sıkıcı bir eser gibi gelebilir ama aslında tek bir karakter ile geçmiş ile gelecek arasındaki iletişimi kuran adeta bir köprü George Bowling. İyi okumalar..
Boğulmamak İçinGeorge Orwell · Can Yayınları · 201510,6bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2025 8. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 22:57
Selim'in "Derimin altındaki karışıklığı bilmeden yargılıyorsunuz beni." Cümlesiyle incelememe başlamak istiyorum. Hepimizin çift şeritli bir dünyası var. Dışarıya karşı çok güçlü bir profil sergilerken, çoğu zaman kendi içimizde ne fırtınalar kopuyor oysa. Bu yüzden insanları anlamak için düşüncelerini okumayı ne çok isterdim. Belkide o zaman Selim gibilerini kaybetmezdik. Gerçi çoğu zaman bizde bir Selim olmuyor değiliz. Hepimizin yüreğinde bir Selim gömülü muhakkak. Hiç bir yere sığamamak hiçbir şeye anlam yükleyememek bizide bir Selim yapmıyor mu sanki? Selim Işık henüz yirmili yaşlarında okumayı, edebiyatı, şarkı yazmayı seven genç bir mühendistir. Yaşadığı iç çekişmeler onu bu genç yaşlarında intihara sürükleyip hayattan çekip alır. İntihar haberini gazeteden öğrenen yakın arkadaşı Turgut Özben bu acı haberle büyük bir buhran yaşar. Turgut Özben, evli iki çocuk babası ve Selim'le aynı fakülteyi bitirmiş bir mühendistir. Selim'in ölümünü kolay kolay kabullenemeyen Turgut, Selim'in ölüm nedeni araştırmaya koyulur. İlk işi Selim'in yakın arkadaşlarıyla tek tek konuşup bilgi toplamak olacaktır. Zamanla kendi benliğinden ödün veren Turgut Özben bu araştırmalar sırasında hayali bir karakter olan Olric'le tanışır. Eşi Nermin'e dahi anlatamadıklarını bu hayali dostuyla paylaşır. Bu eseri okumadan önce bütün hikayenin Olric'le döndüğünü düşünüyordum. Ancak zannedilenin aksine birkaç bölümde Turgut'la karşılıklı diyaloglarda yer alıyor. Hikaye tamamen Selim'in ani kaybına anlam veremeyen yakın arkadaşı Turgut'un kabullenmeyişi ve bu intiharın nedenini araştırmaya yönelik bir eser. Araştırmalarda Selim'in yakın arkadaşlarıyla tek tek tanışan Turgut Özben, Süleyman Kargı'dan Selim'e ait yazılan şarkıları, Esat'tan Selim'in çocukluk hikayesini, Metin.. ve Selim'in sevgilisi
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 20:02
Merhaba ; Eser, bankada çalışan genç bir çocuğun işsiz kalması ve eski okuldan arkadaşı Hamdi'nin onu işe almasıyla başlıyor. Çalışma arkadaşı olan Raif efendi ile aynı odayı paylaşan iş arkadaşını kısa bir süre zarfı içerisinde herkesten sakladığı hikayesini öğrenecek tek kişi olacaktir. Raif efendi iş yerinde Almanca tercümanlık yapan bir çalışandır ama iş arkadaşları tarafından pek sevilmeyen , hoş görülmeyen muhatap dahi alınmayan biridir. Kendi patronunun iğneleyici üslupuna maruz kalmasına rağmen sessiz profiliyle tepki vermeyecek kadar çok sakin bir adamdır Raif Bey. Buna şaşıran yeni iş arkadaşı bu sessiz kişiliğin seyrine dalıp büyük bir merak duyar Raif Efendiye. Raif efendinin sürekli hastalanması ve çoğu zaman işe gelemeyişi nedeniyle sürekli hedef alınır. Bu günlerden birinde işi yetistirmek adına evine giden iş arkadaşiyla zamanla ahbap olurlar. Hastalığı nükseden Raif Efendi işten ayrılır ve iş arkadaşından dolaptaki eşyalarının getirmesini ister. Bu eşyalar içinde bulunan siyah kaplı defterle bütün gizem açığa çıkar. Kendisiyle beraber sırrıni götürmek isteyen Raif Efendi bu siyah kaplı defteri kendisinden sobaya atıp yok etmesini ister. Büyük bir istekle onu okumak ve öğrenmek isteyen iş arkadaşınin isteğini kırmayıp kendisine okuması için verir. Şöyle ki; Raif Efendi genç yaşlarda babası tarafından Almanya'ya sabun işini öğrenmek için gönderilir. Bir gün bir sanat galerisinde gezinirken "Kürk Mantolu Madonna" tablosunu görür ve kendisi üzerinde büyük bir etki bırakır. Üzerine büyük bir etki bırakan bu tablonun ressamı Maria Puder ile karşılasir. Bu karşılaşma sonrası iki zıt kutbun birleşmesiyle Raif Efendinin hayatı büyük ölçüde bir değişime uğrar. Çünkü Raif Efendi kendi içine kapanık, melonkolik, sessiz ve sakin bir kişiliğe sahipken Maria
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma