"Akhilleus’un Şarkısı" Madeline Miller'ın okuduğum ilk eseri. Daha çok mitsel, özellikle antik Yunan mitolojisine yer veren bir yapıt olan ve Miller'ın yıllarını verdiği harika bir kitap. Kitap; Prens olan aynı zamanda çelimsiz, beceriksiz ve ölümlü bir karakter olarak yansıtılan, Patroklos'un istemeden işlediği bir cinayet sonrası babası kral Menoitios tarafından küçük yaşta Phthia’ya sürgün edilmesi, kral Peleus’un ve deniz nhympası olan Thetis'in yarı tanrı oğlu ve kendi zamanının en büyük savaşçısı ve en güzel erkeği olan Prens Akhilleus’la tanışmasıyla başlıyor. Patroklos'u yoldaş olarak seçen Akhilleus, gittiği her yerde Patroklos'la birlikte hareket etmeye başlar. Hatta "At" adam olarak bilinen, merhametli ve iyi olan, aynı zamanda hem hekimlik hemde öğretmenlik yapan Kheiron'dan bile birlikte eğitim alırlar. Yalnız Akhilleus'un annesi olan deniz tanrıçası Thetis tarafından pek sevilmeyen Patroklos, oğlu Akhilleus'tan uzak tutmak için birçok yola başvurur. Hem Patroklos'tan hemde gelecek olan Troya Savaşından korumak için onu Skyros Adasına, kız kılığında Kral Lykomedes'i kızı Deidameia'nın nedimeleri arasına sokar. Akhilleus'un erkek olduğunu öğrenen Deidameia, Akhilleus'la evlenir. Ve gerçek adı Neoptolemos olan ama kızıl saçları dolayısıyla "Pyrrhus" adında bir oğulları olur. Bu erkek evlat gelecek Troya savaşında savaşın son noktasını koyacaktır. Ancak Peleus'un desteğiyle Patroklos, Akhilleus'u bulur...
Zamanla arkadaşlığa dönüşen bir aşk meydana gelir. Evet, birçoğumuz tarafından kabul edilmeyen hatta etik dışı bir durum olarak yorumlanan, eşcinsel bir olay içerisinde kurgulanmış bir eser. Belkide bu eserde eleştireceğiniz tek şey hatta çoğunuzun sırf bu yüzden okudum ama çocuklarıma okutmam dediğiniz ama gerçeklerin, gerçek dünyaya yeterince