Simone Fransız edebiyatına hakim, felsefeye ilgisi olan ve dönemin çarpıcı isimlerinden başarılı bir kadındır. Sarte ile aşkı, dostluğu birbirlerini etkilemiştir. En büyük destekçilerinden biri olan Sarte her zaman Simone'nun yanında olmuştur. Onların aşkı ve bağlılığı ölene kadar devam etmesine rağmen sarsıntılı hayatları da olmuştur.
'Varoluşçuluk' kavramı üzerine kurulu iki cilt, kadınlar için farkındalık yaratan her cümlesi hayatları değiştirmektedir. Sadece Fransa'da yaşayan kadınlar değil dünyanın her yerinde bulunan kadınlar için bu eser umut kaynağı olmuştur. Feminizm akımının yanlış anlaşıldığı, çarpıtıldığı günümüzde hala görülmektedir ama iki ciltte ele alınan konular feminizm akımının çok ötesindedir. Kadının yaşamda var olması esas meseledir. Toplumda yer edinememesinin sebebini kadınların ve erkeklerin var olmasından bu yana ele almıştır. Varoluşçuluk kavramı ve kadının tarihi paralel bir şekilde ilerlemiş bir anlatı erkeklerle karşılaştırılmıştır. Kız ve erkek çocuklarının yetiştirilmesinden bu yana bir çok sorun, yanlışlık vardır. Konuşulmasından kaçınılan ve göz ardı edilen haklar gün yüzüne çıkarılmaya cesaret edilememiştir. Hep bir suçlayıcı aranır. Bu suç kadınlar için erkeğe, erkekler için kadına atfedilir. İki cinsiyette yanılır ve asıl suç bize dayatılan düzendedir. Bireyler var olmadan erkekler kurallarla düzen kurmuştur. Doğan çocuklar bu kısıtlı, yanlış düzen etrafında büyüyüp yetişmişlerdir. Bir döngü gibi bu düzen devam eder. Toplumsal ahlak, din, kültür gibi etkenler her zaman bireylerin taşıdığı yük olmuştur. Kalıplar içinde iki cinsiyette var olmaya çalışır. Görevler vardır ama bu görevler neden vardır hiç sorgulanmaz. Kadın eve hapsedilirken erkek toplumda yer edinir. Erkeğin para kazanması, çocukların bakımını sağlama görevi ise kadına