Emin olun, başımıza ne geliyorsa çoğunlukla 'tek kanallı' beslenmeyi tercih edişimizden geliyor. Sünneti/Hadisi tanımayıp "sadece Kur'an" diyenler, Sünneti/Hadisi kabul edip mezhepleri reddedenler, bunların hepsini kabul edip tasavvufu topa tutanlar, tasavvuftan yana tavır koyup -türlü şekillerde/gerekçelerle- "zahir ulemesına" itiraz edenler...
Bölünmeye o kadar müsait bir yapımız var ki, çoğu zaman aynı grup içinde yer alanlar bile, en küçük bir ihtilaf sebebiyle kendi aralarında amip gibi bölünerek çoğalıyor. Aslını sorarsanız bu, "çoğalmak" değil, tam tersine "bölünerek azalmak!" Çünkü biz bölündükçe çoğalan, sadece kindarlıklar, nefsîlikler ve saman alevi gibi bir yanıp bir sönen "grupçuklar" oluyor. Azalansa enerjimiz, birikimimiz, muhabbetimiz, ülfetimiz, hasılı "kendimiz..."