Verme unsurunun dışında sevmenin etken özü, sevginin her türü için geçerli olan belli temel unsurlarda ortaya çıkar. Bunlar ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgidir.
Bizler tek oluşumuzla kaygıya sürüklenen sosyal yaratıklarız. Toplum bu kaygımızın üzerine eğilebilmemiz için aynılık üzerinden sahte ve kolay yollar sunuyor. Bizi aynı ürünleri tüketmeye, aynı işlerde çalışmaya, aynı hedefleri benimsemeye ve kendimizi uyum sağlamaya ve farklılığın önemsiz nüanslarıyla tanımlamaya davet ediyor. Ancak bizde birey olma cesareti yoksa sevgiye asla erişemeyiz, çünkü “sevgi, kişinin bütünlüğünü koruması koşuluyla birleşmedir". Sevgi, güvensizlik hissinden dolayı almak değildir; vermekle, neşenin, ilginin, anlayışın, şakalaşmanın ve üzüntünün, yani içimizde "canlı olan tüm şeylerin ifadesi ve
dışavurumuyla" başlar.
Tüm dünya, onun ağzına layık bir nesnedir: Büyük bir şişe, büyük bir elma, büyük bir memedir. İnsan, emici olup çıkmıştır, ebediyen beklenti içinde ve ebediyen düş kırıklığı yaşayan…
Uzun zamandır bir kitabı bu kadar dikkatle, neredeyse ders çalışır gibi okuyarak ilerlediğimi hatırlamıyorum. Gerçekten ansiklopedi gibi bir kitap.
Okurken beynin farklı bölümlerini ve işlevlerini; duyguların, stresin ve insan ilişkilerinin sinir sistemimizle nasıl iç içe olduğunu öğrenmek oldukça şaşırtıcıydı. İnsan ilişkilerinin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda biyolojik bir boyutu olduğunu hatta ilişkilerin beynimizi şekillendirebildiğini görmek çok etkileyiciydi.
Kitap boyunca ruh hâlimizin beyni nasıl etkilediğini, stresli ve zararlı ilişkilerin kortizol düzeylerini yükselterek uzun vadede kalp hastalığı riskini artırabildiğini; buna karşılık güvenli ve destekleyici ilişkilerin hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımız üzerinde iyileştirici bir rol oynayabildiğini anlatan birçok araştırmayla karşılaştım.
Ayrıca stresin öğrenme üzerindeki etkisini anlatan bölümler özellikle dikkat çekiciydi. Yüksek stres altında amigdalanın devreye girerek düşünme ve öğrenme süreçlerini zorlaştırabildiğini; güvenli ve destekleyici bir ortamın ise öğrenmeyi nasıl kolaylaştırdığını görmek oldukça etkileyiciydi.
Bana göre kitabın en çarpıcı hatırlatması ise şu oldu: Beyin sandığımız gibi sabit bir yapı değil; deneyimlerimiz, ilişkilerimiz ve duygularımız tarafından sürekli biçimlenen plastik bir organ.
Sosyal ZekaDaniel Goleman · Varlık Yayınları · 2007319 okunma