Yazarları öldükten sonra seviyoruz. Neden?
Yazarın -ya da sesini bir şekilde duyurabilmiş kişi kimse onun- ölmesi, kucaktan indirilmesi olarak algılanıyor çünkü bilinçdışımızda;
o kişinin gerçekliğini ancak o zaman görebiliyor çoğu kişi.
Yaşarken Neslihan Tay’dan Taha Duymaz’dan nefret eden insanların bu insanlar ölür ölmez onlara merhamet duyabilmeye başlamalarının nedeni bu. Yazarları en çok ölüyken seviyoruz. İnsanları en çok ölüyken seviyoruz. Ölüyken saygı duyabiliyoruz gerçekliklerine. İnsanların ölmesi ile yaşanan içsel bir değişim varsa bu, hasedin varlığının kanıtı.
Sizin alınız al, inandım.
Morunuz mor, inandım.
Tanrınız büyük, âmenna.
Şiiriniz adamakıllı şiir,
Dumanı da caba.
Ama sizin adınız ne
Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de.
Pırılpırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara,
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum,
Hiçbirinizle döğüşemem.
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var,
Ben tam dünyaya göre,
Ben tam kendime göre,
Ama sizin adınız ne?
En sevdiğim kitapsın. Okumadan önce belki de merakınız olmayan bir çok konuyu merak edeceksiniz. Hayatımda ilk defa bir nöroroman okudum. Sinirbilimle alakalı konular ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Derin anlamları olan başarılı bir kitap. Kitabı okurken bir an olsun sıkılmadım gayet sürükleyiciydi. İnsanların içinde her zaman bir nebze de olsa kötülük vardır dostlarım :) zaaflar insanın en büyük düşmanı:)