“Siyahın ve beyazın uçların, keskinliğinden yara alarak sıyrılıyorum. Bir portakal ağacının altında, kırmızı, mavi ve yeşilin dönüşümüne şahit olurken, düşünüyorum:
Siyah ve beyazın dirayeti, kırmızı, mavi ve yeşili gördüğünde insan, kırılır.”
“Ne kadar da muhteşem!” diye mırıldandı. Hayat mutlu olmak için bahşedilmiş bir özlük hakkı olmayabilirdi, fakat görebilene mutluluğu da sunabiliyordu. Marifet onu yakalayabilmekte, şaşakalabilmekteydi. Bunun farkına varabilmesi hiç kuşkusuz uzun yıllarını almıştı, zorlu yollardan geçirmişti.
Kolay değildi elbette, çünkü öncelikle kendisini tanıması gerektiğini ne istediğini ne istemediğini içinde anlamlandırabilmesi gerekiyordu.
“Burada her türlü korkuyu, kaygıyı bırakmak lazımdır.” dedi. “Burada her türlü ödleklik ölmelidir. Akıl denilen nimeti kaybetmiş acı çeken insanları göreceksin dediğim yere geldik.”