Vivlonesia

Vivlonesia
@Vivlonesia
Vivlonesia instagram hesabından orijinal içerikli kitap tavsiyeleri
8/10
·268 syf.··
2025 6. kitabı
Suat ve Süreyya evlilikleri çok mutlu gitse de Süreyya artık bağ evinde ailesiyle yaşamaktan ve sakinlikten sıkılır. Suat da Süreyya’nın daha mutlu olması için İstanbul’a taşınmayı kabul eder. Boğaz köylerinden birinden bir yalı alırlar. Süreyya’nın yakın arkadaşı, aynı zamanda da aile dostları olan Necip de bu taşınma ve İstanbul maceralarına ortaklık eder. Süreyya’nın zamanla kendine fazla vakit ayırması, iki tarafın da farklı zevklerinin oluşmaya başlaması Suat’ı zamanla karamsarlığa sürükler ve iyiden iyiye uzaklaştıklarını hisseder. Bu süreçte yanında hep Necip vardır. Piyano tutkusu için onu yüreklendirir, çalması için besteler getirir ve Süreyya’nın aksine o, hayranlıkla çaldıklarını dinler. Necip ise bir sürü kısa ilişkisi olmuş, kadınlığın aldatmak demek olduğunu savunurken Suat’ın bambaşka bir kadın olduğunu ve Süreyya’nın ne kadar şanslı olduğunu düşünür durur. Romanın konusu her ne kadar yasak aşk olsa da karakterlerin toplumsal bağları sorgulayıp buna sahip çıkmak istedikleri iç dünyaları beni en çok etkileyen kısım oldu. Böyle olunca da yazar, yaşanan aşkın masumluğunu çoğu zaman bakışların ve gülüşlerin, yer yer de müziğin konuşmasıyla korumaya çalışmış. Sürekli değişkenlik gösteren iç dünyaları ve yansıtılan can sıkıntısı psikolojik bunalımı tetikleyen en büyük etmen. Ruhsal tahlillerin bolluğu okumayı güçleştiriyor evet ama Eylül’ü ilk psikolojik roman yapan da bu zaten. Bunun için bile herkesin okuması gereken bir kitap.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·408 syf.··
2025 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 11:38
Girdiği sınavla Avrupa’da dil öğrenmeye hak kazanır Sabahattin. 28 Kasım 1928’de Almanya’ya gitmek için Sirkeci Garı’na gider ve onu ugurlamaya iki arkadaşı da gelmiştir; Pertev Naili Boratav ve Hüseyin Nihal Atsız. Pertev bir gazete uzatır Sabahattin‘e ve saklamasını söyler. Çünkü bu Latin harfleri ile basılan ilk gazetelerden biri olan Cumhuriyet gazetesidir. “Tabii Harf Devrimi başarılı olursa” diye bağırarak biner trene Sabahattin ve Sabahattin Ali olduğu zorlu macerası böylece başlar. Yeşil Mürekkep 1928-1948 yılları arasının, Sabahattin Ali’nin başından geçenler çerçevesinde anlatıldığı, biyografik bir roman. Kitabı sadece biyografi olarak değerlendirmek doğru olmaz çünkü sadece yazarın hayatını değil, dönemin kültürel, ekonomik, en çok da sosyo-politik yapısını okuyor, ülkemizle birlikte dünyada yaşananları da şöyle bir hatırlıyoruz. Böyle olunca da eğitim, sanat ve siyaset dünyasından isimler de yok yok; Nazımlar, Azizler, Chamberlainler, Hitler… Biyografi tarzında olmasına rağmen yazarın üslubuyla o kadar akıcı bir roman olmuş ki elinizden bırakmak istemeyeceksiniz, tabii Sabahattin ile birlikte Türk ve dünya tarihine de ilginiz varsa. Çünkü okumanızı istediğim bu roman asla bir kurgu değil. Belki hiç bilmediklerinizi öğrenecek belki de hafızanızın karanlık köşelerinde kalmış bilgilere ışık tutacaksınız. Olumsuz tek eleştirim; tanıştığımız karakterlerin, kitap boyunca her adları geçtiğinde geçmişe dönük aynı cümlelerle hatırlatılması. Ve gelelim isyanımıza; sistemin, yönetme mekanizmasının hiç değişmemesine… Düşünce özgürlüğünün başladığı yerde özgürlüğün bitmesine… İdeolojileri için savaşan insanların bu yüzden hapsedilmesine…
Yeşil MürekkepOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20266,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
2025 13. kitabı
Farklı üsluplarla yazılmış dört leziz öykü. Büyükelçiyle evli olan Semin’in gençlik aşkının peşine düşüp ardından üç mitolojik tanrının aşk üçgenine tanık olabileceğiniz mükemmel bir yelpaze. Paris caddelerinde dolaşıp düzinelerce Belon yerken, Sait Amca’nın kadayıfçısında buluyoruz kendimizi. Olympos Dağı’nın düzlüklerinde bir çadırda uzanırken Yıldız Yokuşu’na, tıklım tıklım bir otobüse ışınlanıyoruz. Bazı kitaplar vardır kurguyu beğenseniz de yaşatılmak istenen hissiyata giremezsiniz. Erhan Bener’in kaleminde ise birbirinden çok farklı temadaki bu dört öyküde tüm duyguları derinlemesine hissettim. Bu kadar eşsiz bir zaman/mekân yolculuğu yaparken, kulağımıza Beethoven çalındığı gibi bir de yergilerle bezenince kitabı üst üste iki kere okuyarak rafa kaldırıyorum.
Seçme ÖykülerErhan Bener · Everest Yayınları · 2021536 okunma
Puan vermedi
Fendrich, Almanya’da yaşayan yirmili yaşlarında bir tamircidir. Bir gün babasından aldığı bir telgrafta, öğretmen olmak için pazartesi günü gelecek olan arkadaşı Muller‘in kızı Hedwig’i tren istasyonundan alarak şehre yerleştirmesi istenir. Hedwig için bir oda bulmaya koyulur ve aklında sürekli Muller’in mektuptaki cümlesi; “ödenecek paraya değmeli”. Bu düşünce çerçevesinde geriye dönük yaşadıklarını hatırlayarak istasyona varır ve Hedwig çocukluğunda bıraktığı gibi değildir. İşte bu tek günlük zaman diliminde -pazartesi günü- yaşananları, yedi sene önceki savaş yıllarının anısıyla ve bugünün işçi sömürüsüyle harmanlanmış şekilde okuyoruz. Böll II. Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde savaşmış, birkaç kez yaralanmış ve esir düşmüş bir yazardır. Çocukluk ve gençlik yıllarını savaşın korkunç yüzünü, yozlaşmayı ve yok ediciliği görerek geçirmiştir. Savaşla birlikte yerle bir olan Almanya’daki hayat kavgasını, açlığı ve yoksulluğu anlatmıştır. Bir ekmek bile almaya parasının yetmediği günleri muhteşem bir kurguyla ve edebi zenginlikler içinde bize sunuyor. Aç ve muhtaç bir insanın ekmek çalması toplumun ahlaki olarak bu duruma vereceği tepkiyi sorgulatıyor.
İlk Yılların EkmeğiHeinrich Böll · Can Yayınları · 2016504 okunma
Puan vermedi
Aktivist bir yazar olan Thoreau’nun “Gezintiler” adlı yapıtından alınan üç deneme metniyle oluşturulan kitap, yürümek eylemine felsefik bir bakış sunuyor. İlk bölüm olan “Yürümek” yaban hayatının saflığını, mutlak özgürlüğün doğanın tam içinde olduğunu anlatıyor. Soğuk bir kış gününde, donmuş nehirlerin kenarından, karla kaplı ormanların içinden yürüyoruz “Bir Kış Yürüşü”nde. Yazar, bu özgürlük hissinin ve vahşi hayatın cazibesinin yalnızca gündüz değil, ay ışığının şiirsel yansımasında da olduğunu bizlere aktarıyor “Gece ve Ay Işığı”nda. “Yürümek”, insanların doğayla ilişkilerinin eleştirildiği bir deneme olup okuduktan sonra uzun bir yürüyüş yapma ve doyasıya düşünme isteği uyandıracak bir kitap önerisi. Şehirlerin bu denli çirkinleşmediği, sanayileşmenin henüz başladığı, doğanın yeni yeni tahrip edildiği 1800’lü yıllarda, bir yazarın sitemleri günümüz dünyasının şu haline baktığımızda gülünç gelebilir. İki yüz yıl önce isyan etmiş bir insanın fikirleri ne yazık ki fayda etmemiş. Bitmek bilmeyen tüketim çılgınlığı, gündelik yaşamın kargaşası, hırslarımız… Dünyayı yok etmeye az kaldı. Hadi hep birlikte! Yazarın ayrıca Sivil İtaatsizlik isimli eseri Gandhi ve Martin Luther King gibi liderleri etkisi altına almış.
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,565 okunma