Doğu ile Batı arasındaki hat Avrupa üzerinde belirli, sabit bir iz bırakmış olsa da, Avrupa ile Şark arasındaki kültürel, maddi, düşünsel ilişkiler sayısız aşamadan geçti. Ne ki, genelde Batı Doğu'ya gitti, Doğu Batı'ya değil. Şarkiyatçılık, Batı'nın Şark'a yaklaşımını betimlemek için kullandığım, tür belirten bir terimdir. Şark'a, bir öğrenme, bir keşif, bir uygulama konusu olarak, sistemli biçimde yaklaşılmasını sağlamış olan (ve hâlâ sağlayan) disiplindir Şarkiyatçılık.
Göreceğimiz gibi hem geleneksel Şarkiyatçılar hem de Kissinger, kültürler arasındaki farklılığı, önce bu kültürleri ayıran bir cephe yaratarak, ardından da Batı'yı Öteki'ne hâkim olmaya, onu denetim alanında tutmaya, olmazsa (üstün bilgisi, uzlaştırıcı gücü sayesinde) yönetmeye davet ederek açıklar. Bu militanca ayrımlamanın, hangi amaçlar adına, neler pahasına korunduğunu anımsatmak gereksiz bugün.
Kocasıyla istemeden yatmaya başladığı zaman "namusu kirlenmiş" bir kadın olmanın ve bu yatmalardan sonra doğurduğu piç kurusu doğurmanın ne olduğunu anladı, hiçbir şeyin Sizlerle Başbaşa dergisindeki aşk romanlarında yazılanlara benzemediğini o kadar iyi, o kadar elle tutulur gibi anladı ki.