S! Ruhumu yakından incelediğini ve hiçbir şey bulamadığını söylüyordu, işte böyle sayın jüri üyeleri. Aslında ruhumun hiç olmadığını, hiçbir insanı insani duyguya sahip olmadığımı, hatta insanın ruhunu esirgeyen ahlak ilkelerinden bile yoksun olduğumu söylüyordu.
S! Evet, bundan çok çok uzun zaman önce, kendimi mutlu hissettiğim saatti bu. O zamanlar hafif, düşsüz bir uyku beklerdi hep beni. Oysa şimdi bazı şeyler değişmişti, bir sonraki günün beklentisi ile kendimi yine hücremde buldum. Yaz göklerinde çizilen o aşina yollar, insanı masum uykulara olduğu kadar hapse de götürebiliyormuş demek.
S! Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette, fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yetiyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.