Buradaki bilgili ve güzel bir yaşam, diye düşündü. Kendinden geçercesine aç gözlerleonu süzdü. Burada, onun için yaşamaya, onu kazanmaya, onun için dövüşmeye ve onun için ölmeye değer bir şey vardı. Kitaplar gerçekti ve dünyada böyle kadınlar da vardı.
Kendime nasıl saygım olabilir ki diye soruyor mektuplarında. Beni ağlarken görmeyi sevmiyor ama tüm bu olanlar beni ağlatıyor, diyor. Ted, karşısında güçsüz bir kadın görmek istemiyor. Sylvia'ya keşke ölsen dediğinden bahsediyor mesela mektuplarında...
...
kara tahtanın önünde duruyorsun, babacığım
bendeki fotoğrafında
ayakların yerine çenen ikiye ayrılmış
ama bu yüzden daha az şeytan sayılmazsın, hayır.
az mı şeytansın sen siyah adam,
küçük kırmızı kalbimi ısırıp ikiye ayıran?!
seni gömdüklerinde ben on yaşındaydım
yirmi yaşımdaysa ölmeyi denedim
ve sana dönmeyi, dönmeyi.
kemiklerim bile bunu yapar sandım.
ama beni kefenimden çıkardılar,
tutkalla geri yapıştırdılar parçalarımı
ve o zaman ne yapmam gerektiğini öğrendim,
bir modelini yarattım senin,
karalar giymiş bir adam, meinkampf bakışlı.
...
bir adam öldürdüm, ikincisini de;
sen olduğunu söyleyip
bir yıl, doğrusunu istersen yedi yıl,
boyunca kanımı emen vampiri de.
babacığım şimdi geri yatabilirsin.
tombul siyah kalbine saplanmış bir kazıkla.
köylüler bile hiç hoşlanmadılar senden