Merhaba öncelikle kitabı genel hatları ile incelediğimizde başlangıç ilgi çekici şekilde giriş yapıyor, Martin'in kendini geliştirme çabaları ve pes etmeden yoğun bir şekilde çalışma süreci ve aşkı güzeldi kitapta, orta kısımlara geldiğimizde Martin'in yazdığı kitapları kabul ettirme çabaları çok uzatılmış o bölümler insanı sıkıyor hatta kitap nasıl 9 puana yakın aldı diyip şaşıracak, kitabı kenara bırakmamak için kendinizle savaşabilirsiniz, ama sabırlı olursanız son 60-70 sayfa gerçekten güzel bağlanıyor , bu kısmı okurken gerçekten keyif aldım, Kitapta gerçek hayat gibi, zaman zaman müthiş mücadele gerektirip, bazen tüm kapılar kapanıp, herşey sıkıcı olmaya başladığında herşey bitti derken başlar ya tüm güzellikler , bunu sonuna kadar yaşatıyor. Martin'in mücadeleciliği bence hepimize örnek olmalı, bittim dediğim anda aslında yeni başlıyorum hayata misali. Gerçekten uğraştığımiz hakkını verdiğimiz bir hedefin veya yolun inişleri ve çıkışlarında taşlar ve dikenlere rağmen er ya da geç karşılığını almadık mi ? Yeter ki sonuna kadar kapıyı aralayalim , en iyi şekilde elimizden geleni yapalım, başarı işte o zaman sonuna kadar yanımızda olacaktır . Martin'in zor günlerinde yanında olan destekçi ve köstekçilerine verdiği cevaplar da benim çok hoşuma gitti. En son Lizzie ile evlenip yuva kurmasini çok isterdim ama beklemedigim farklı bir sonla bitirdi Jack London. Sabırla ve sıkılmadan okursaniz , bazı bölümleri hızlı okuma tekniği ile geçerseniz bence okumaya değer bir kitap. İyi günler iyi çalışmalar dilerim.
Martin EdenJack London · Olympia Yayınları · 2026135,3bin okunma
Martin’i tanıyıp da hayran olmayacak kimse yoktur aramızda. Hatta gerçek hayatta bir yerlerde karşılaşıp onunla dost olma hayalleri kuranlar da vardır. Bu büyük ama imkansız olmayan bir beklenti. Çünkü yazarın kendi hayatından yola çıkarak yoğurduğu bir karakter olduğunu diğer inceleme yazılarından öğrendiğimde anladım yabancı bir kahramanla baş başa bırakılmadığımızı.
Kahramanımızın hikayesi burjuva sınıfından bir kadına ilk görüşten itibaren tutkulu bir şekilde aşık olmasıyla başlıyor. O kadına yani Ruth’ a değer bir adam olabilmek için şöhret, para, mevki sahibi olması gerektiğine karar vererek zorlu bir mücadelenin ortasına atlıyor. Amacına ulaşmak için kendisine araç edindiği bu yolların onun hayal ettiği gibi üstünlük ve bilgelikten uzak olduğunu fark ettiği an mücadelesi farklı bir boyuta ulaşarak savaş halini almaya başlıyor.
Bir aşk masalı tadında başlayan romanımız ilerleyen bölümlerde toplumsal ve bireysel alanlarda derin sosyal ve psikolojik çözümlemelerle kafamızda ampul yanmasına sebep oluyor. Hem de ilk bölümlerde manadan yoksun dili nedeniyle yeterli bilgi alamamaktan ve verememekten yakınan dostumuz Martin’in fikirleri ve çatışmaları nedeniyle.
Kitabı bitirdiğimde şu soruyu sordum kendime ‘Martin, analiz yaparken kılı kırk yaran bir akla sahip olmasına rağmen ondaki cevheri ortaya çıkarmak için bir aşk kıvılcımına gerçekten ihtiyacı var mıydı?’ En başından beri bende hiçbir etki bırakmayan Ruth’a böylesine derin bir aşk beslemesini sadece kendisine yaptığı bir haksızlık olarak gördüğümü itiraf etmeliyim.
Kitabın başından sonuna kadar bir ömre sığacak duyguları hissetmiş olmam yazarın ender edebi dilinden kaynaklanmakta. Şaşırtıcı olansa kalıplardan uzak edebi bir dil kullanırken gerçeklik olgusundan asla ödün vermiyor oluşu.
Martin’in
İşci sınıfından olan denizci bir gencin burjuva sınıfından bir kadına duyduğu aşkı ile bambaşka bir dünyaya savrulan karakterdir Martin Eden… Bütün hayatını, çevresini, arkadaşlarını, eğitimini sevdiği kadın için değiştiren ve idealleri uğruna günde 18-19 saat çalışarak kendini yeniden inşa eden bir genç... Seneler süren çalışmaları sonucunda ideallerine kavuşmuş, hedeflerini gerçekleştirmiş fakat artık topluma yabancılaşmış, burjuva sınıfının iki yüzlülüğünü öğrenmiş, samimiyetsizliğin yıkıcı etkisi ile yüzleşip sevdiği kadından vazgeçmiş bir genç… idealine giden yolda yalnızlığı, mutsuzluğu ve bunalımı dibine kadar yaşamış ve kaçınılmaz sona süreklenmiş olan bir karakter.. Çarpıcı bir aşk, çarpıcı bir son ve inanılmaz bir özveri savaşı.
Jack Jack LondonMartin Eden
Kitap genel olarak güzel; ancak abartılıp, olağanüstü gösterilecek kadar da (bence) değil. Martin'in hayatının iniş ve çıkışları, çektiği sıkıntılar ve hazin sonu... Okumaya değer.
Yoksul bir denizci olan Martin Eden’in ancak kitaplarda okuyabildiği zengin ve ona göre bilgili insanların hayatına bir şekilde, bir yemekliğine de olsa girişiyle başlar kitap. O yemekte bir kadınla tanışır ve Martin Eden’in tutkulu serüveni başlamış olur. Önce onlardan biri gibi olma hedefiyle, bu hedef için nasıl bir çalışma içine girdiğini okurken, zamanla bu tutkunun bilgi açlığını fark edişi ile okuma ve yazma tutkusuna dönüşmesine şahit oluyoruz. Beni en çok etkileyen Martin’in yalnızlığı oldu. Kitapta Martin’in yazarlık serüveni aracılığıyla o dönemde bir şeyler yayınlatabilmenin, kendini bir yazar olarak kabul ettirebilmenin zorluğunu ve insanların toplumun genel yargıları uğrunda nasıl iki yüzlülük yapabildiklerini de çok açık bir şekilde anlatıyor Jack London. Martin Eden’i okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. İyi bir yayınevi ve çevirmenden okursanız daha da mükemmel olacaktır.
Martin EdenJack London · Olympia Yayınları · 2026135,3bin okunma
(Spoiler içerebilir)
Ruth Morse, Martin Eden'in yelkenli bir gemi, kendisinin ise bir rüzgar olduğunu biliyordu. Martin'in yelkenleri Ruth'a beslediği aşka, geminin direğine, bağlıydı bu yüzden Ruth, onu istediği yere sürükleyebileceğine inanmıştı. Ancak Martin'in yelkenleri okuduğu kitaplarla güçleniyordu ve artık rüzgara direnç gösteriyordu.
Martin Eden yelkenli bir gemiydi ve açıldığı deniz de yazmaktı. Ruth'un, onu doğru yöne sürükleyecek rüzgar olduğunu sanmıştı. Meğerse Ruth bir muson'du.
Martin Eden karakterine bürünen Jack London sınıfsal bilinci ,burjuva gerçekliğini; insanın katman katman taktığı maskelerinin ardındaki kişiyi; o dönemin toplumu, burjuvaların dışarıdan en aydın gözüken boş yaşantısı, basmakalıp fikirleri, insanları etiketleyen bakışları ve sınıf ayrımları eserde öyle çarpıcı betimlemelerle dile getirmiş ki okurken keyif almamayı imkansız hale getiriyor. İnsanı düşünmeye sevk eden felsefik yönü de var eserin. Kitapta Martin’le birlikte umutlanıyor, Martin’le birlikte savaşıyor, insanları onun gözüyle seviyor, insanlardan onun gözüyle nefret edebiliyorsunuz. Karakterde bazı yerlerde kendi iç sesinizin yankılarını duyuyorsunuz. Empati kurmaktan çok daha öteye geçmemize olanak sunuyor,Jack London. Kısaca; insanın dünyasına yaptığı bir iç yolculukla ,kendinizle yüzleşmeye ,yeniden tanımanıza dair bir serüven .
Martin Eden tesadüf sonucu karşılaştığı zengin ve soylu bir ailenin kızı olan Ruth’a aşık olmuştur. Kızın gözüne girmek için daha doğrusu kızın onu sevmesi için kitap yazmaya başlar. Martin; şöhret,ün,para elde ettikten sonra kızın onla evleneceğini düşünür. Ne yazık ki kitap yazma yolunda başarılı şekilde ilerleyemez. Bu sebepten dolayı evlilikleri ertelenir. Evlenmelerine karşı çıkan ailesi bu durumdan yararlanarak, Ruth’u Martinden ayırırlar. Ayrılıktan sonra Martin’in hayatı bambaşka şekilde sonuçlanır..
Canım Martin, canım Jack London..
Martin EdenJack London · Olympia Yayınları · 2026135,3bin okunma
Aşkın bir insanı nasıl değiştirebileceği kanısıyla başlayıp hayatın anlamsızlığına dem vuran "Martin Eden"...
Bir yemeği hızlıca tükettiğimizde midemizi rahatsız eder, yediklerimiz dokunur. Hayat da böyledir. Hırslarımıza yenilip her şeyin bir an önce olup bitmesini istediğimizde ya sonuca ulaşmamız zor olur; ya da ulaştığımız sonuç akabininde hayatta yapacak bir şeyimiz kalmaz. Bu da hazımsızlığa sebep olur, hayat bize dokunur.
Genç bir yazarın ölümcül hırsı, başarıya ulaşmasını sağlasa da hayatın anlamsız, sahte yönünü görmesine sebep oluyor. Daha farklı dersler de çıkarmanızı sağlayacak olan roman, okunması gereken eserlerden...
Martin EdenJack London · Olympia Yayınları · 2026135,3bin okunma
Martin Eden'in kişisel gelişimini ve entelektüel yükselişini satır satır okumak bana haz verdi. Seçtiği kişi olma yolunda kararlıydı. isteklerinin ve tutkularının peşinden sonuna kadar gitme cesaretini göstermiş bu inatçı karakter, tutum ve davranışlarıyla da bir o kadar profesyonel. Aşka ve Ruth'a yaklaşımı muazzam.. ve hayatta da çoğu zaman kendi varoluş denizimizde boğulurken Lizzie Connolly leri feda etmez miyiz..
Okumamı buruk ama güç veren bir duyguyla bitiriyorum.
...
Ki en yorgun nehir bile
Denize döner bir yerde..
Martin Eden
Martin EdenJack London · Olympia Yayınları · 2026135,3bin okunma
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.