Emre

Emre
@Volodya
İzmit
7 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Biz zengin olduk, çünkü bizim için bazı ırklar ve milletler öldü, bazı kıtalar tamamen boşaltıldı. –Sombart
Sayfa 281 - Yordam Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mustafa Kemal, Durkheim sosyolojisinin tipik bir sözcüsü gibi konuşuyor. 13 Ocak 1923'te verdiği bir demeste: "Ben öyle bir firka teşkilini tasavvur ediyorum ki, bu firka milletin bütün sunüfunun refah ve saadetini temine matuf bir programa malik olsun." diyor. Türkiye'de sınıfların bulunmadığını, meslekler bulunduğunu söylüyor; "Binaenaleyh muhtelif meslekler erbabının menfaatleri yekdiğeriyle imtizaç halinde olduğundan onları sınıflara ayırmak imkânı yoktur ve umumi heyetiyle hepsi halktan ibarettir," diyor. Aralarında uzlaşmaz çelişkilerin bulunduğu sınıfların olmadığı yerde siyasi partilere de yer yoktur. Türkiye sınıfsız bir toplumdur. Sınıfsız topluma da bir tek siyasal parti yeter! 1920'li yıllarda Türkiye'de sınıfların olmadığını söylemek bilim dışı olmanın yanında, ülkede yaşayanların "ilkel", "barbar" olduğu anlamına gelir. "Türkiye'de sosyal sınıfların yok olduğunu öne sürmek, Türkiye'nin barbarlık çağında yaşadığını söylemektir."
Sayfa 270 - bkz. Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye'de Kapitalizmin Gelişmesi s. 153·Kitabı okudu
Emile Durkheim, Sosyolojik Metodun Kuralları'nda, kendi yöntemleriyle ilgili olarak şunları yazar: "Bizim metodumuzun devrimcilikle bir ilgisi yoktur. Daha da ötede ve bir anlamda temelli tutucudur. Çünkü o, sosyal olayları doğa ile bir tutar, özdeş sayar. Bu olgular ise ne kadar eğilir bükülür ve yumuşak olurlarsa olsun, bilinçle, istekle değiştirilemezler. Batı burjuvazisinin ideolojik dayanağını oluşturan bu gerici sosyoloji, "bu sahte bilim" diyor Cemil Meriç, "tek işe yaramış: Nesillerin uyanmasını önlemek." 10 Comte ve Durkheim'in okul kitaplarında büyük yer tutması boşuna değildir...
Sayfa 267 - Yordam Kitap·Kitabı okudu
Tarihte, doğru bildiklerini söylemekten korkmayan, kurulu düzenin istediğini değil, doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen insanlar hiçbir dönemde eksik olmadı. Erdemli yaşamayı başaran bu insanlar, sanki hep Romalı şair Horatius'un şu ünlü dizelerini hatırlatır gibidirler: Olgun, kendisine hâkim, öylesine ki Ne yoksulluk korkutur onu, ne ölüm, ne zindan; Tutkulardan sıyrılmış, şereflere gözü tok; İçine kapanmış, toparlanmış, yalın bir küre olmuş Pürüzsüz yuvarlanır bir başına, Talihe tutamak vermeden, hiç yenilmeden.
Sayfa 175·Kitabı okudu
" Öte yandan, Kürt sorunu resmî (hâkim) ideolojinin biçim- lenmesi açısından da önemli bir unsur olmuştur. Milliyetçilik, sovenizm ve ilkel bir törencilik geleneği resmi ideolojinin önemli bir öğesini oluşturmuştur. Türkiye'de devletin Kürt ulusunun ezilip "yok sayılması" temeli üzerinde kurulmuş olması, resmi ideolojiye "orijinal" bir nitelik kazandırmıştır. "
Sayfa 119 - Yordam Kitap·Kitabı okudu