KUYUCAKLI YUSUF
Sabahattin Ali (1907 - 1948): Yapı Kredi Yayınları; 216 sayfa; 2009 yılında okumuş olduğum ilk romandı.
Sabahattin Ali bu romanını otuz yaşındayken (1937 yılında) yazmış ve roman günümüzde hâlâ okunmaya devam ettiği, okuyucu tarafından arandığı, basımı devam edegeldiği için Türk Edebiyatımız'ın önemli eserleri arasında yer alır. Klasik eserleri arasında yer alır, demek isterdim ama üzülerek söylüyorum ki Yazarımız kendi ideolojik düşüncelerini romanın birkaç bölümünde ifade etmiş...Bu nedenle bunu diyemiyorum.
'1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede, Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.' cümlesi ile başlar Kuyucaklı Yusuf romanı. Kaderi bu cinayet ile: Annesinin ve babasının öldürülmesiyle boyun eğdirir Öksüz Yusuf'a. Yusuf insanın kanını donduracak bir soğukkanlılık gösterir olay sonrası...Olay esnasında kopan parmağı için: 'Bir şey değil Doktor Bey, bir parmaktan ne çıkar? ” diye cevap verir. Selâhattin Bey, cinayeti soruştururken yalnız kalan bu öksüze kıyamaz, onu evlatlık alır...Kaymakam olarak görev yaptığı Nazilli'ye götürür. Yusuf, Kaymakam Selâhattin Bey'in kızı Muazzez'e sevdalanır; onunla evlenmek ister içten içe... Muazzez'in annesi Şahinde evini layıkıyla idare edebilen bir kadın değildir; ufak çıkarları için abartılı işler çevirmektedir. Şahinde'nin aymazlığı romanın ilerleyen bölümlerinde Yusuf'un başına büyük belalar getirecektir,,, ve onun bu tutumundan Selâhattin Bey kendini içkiye verir, kumara alışır...
Bir bayram günü, Yusuf, Muazzez'i gezmeye götürür. Kasabanın ileri gelenlerinden birinin oğlu Şakir, Muazzez'e laf atar. Yusuf, Şakir'i yumruklar ve tekmeler.
'Şakir'in Muazzez'e gösterdiği bu ani ilgi, fabrikatör Hilmi Bey'in oğluna atılan bu yumruk, bu iki