İnsan Sarrafıyım!
Yeliz vapura binmemiş, meydanda adamın biriyle samimi bir şekilde tokalaşmıştı. Durduğum yerden adamı tam arkasından görebiliyordum. Boyuna bosuna, endamına bakıp adamı tanıyıp tanımadığımı, daha önce görüp görmediğimi çıkarmaya uğraşıyordum. Yeliz'in bu adamla vapura binip Kadıköyü'ne geçmesi pek şüpheli görünüyordu o ân için. Ayaküstü konuşmaları bir dakika sürdü. Aklımdan geçen türlü türlü varsayımlar zihnimde ossaat bir yanıt buluyordu. Bir yanım bu varsayımların Yeliz'e kulp takmak olduğunu haykırırken, diğer yanım onun masum olduğuna inanıyordu. Vapura bineceklerini son hareketlerinden anladığımda şaşkınlığım bir kat daha arttı: Yeliz adamın koluna girmişti. Bir sıcaklık bastı bana,,, bir kıskançlık dalgası sarstı bedenimi. Yeliz'in gülümseyen gözleri adamın yüzünde dolaşıyordu: Ossaat kalbim sıkıştı. Ne yapacağıma karar veremiyordum. Hayalimde yaşattığım Yeliz'in her şeyi idim ben. "Yeliz'in Hayali" ile samimiyetimizi tek taraflı ilerletmiştim, velhasıl Yeliz'i de kendime âşık biri sanıyordum. Aslında Yeliz'in nesi oluyordum ben? Bir günden bir güne sevdiğimi ima etmiş miydim Kız'a?.. Birkaç defa yemeğe davet etme cesaretini bulmuştum kendimde o kadar. Davetlerime olumlu yanıt aldığımda dünyanın en mutlu insanı olmuştum. Ne narin, ne zarif, ne sokulgan görünmüştü gözüme Yeliz,,, ilk davetimi kabul ettiğinde,,, çevremde ışıklar bir kat daha artmış, bir takım yeni duygularla dolup taşmıştım. İlk kez tattığım o değişik duygular yerine ağzımda paslı bir metal tadı duyumsuyordum. Hissettiğim en baskın duygu kıskançlıktı. Çatlıyordum karşımda Yeliz'i ve yanındaki adamı gördükçe. Kaçıp uzaklaşmayı düşündüm... Yeliz'in yanına gidip olay çıkarmayı düşündüm... Telefonla Yeliz'i arayıp, öylesine arıyormuşum numarası yapmayı düşündüm. Böyle başladı