Haydi dağılalım, çünkü kimse kimsenin umurunda değil! Haydi dağılalım, çünkü birlikteyken çok komik görünüyoruz! Haydi dağılalım, çünkü bu kadar bokluğa ancak yalnızken tahammül edilebilir!
Haydi dağılalım, çünkü biz birbirimizi acıdan öldürürüz!
Haydi dağılalım, çünkü “cehennem başkalarıdır!”
Uyuduğumda uyanacağım gün, dünün aynısı olacak. Bugün de bir öncekinin aynısıydı çünkü. Kendimi herkes tarafından aldatılmış salağın teki gibi hissediyorum. Sanki herkes gizli gizli beni izleyip hayvanlar gibi eğleniyor…
Onu kendimden, beni ondan korumalıyım. Fakat Allah kahretsin, o çok güzel. Bin gün boyunca da görmesem hep en son gördüğüm kadar güzel. En kızgın olduğum zamanlarda bile sesini duyar duymaz japon balığına dönüyorum. Sersem, sessiz ve başka her şeyi unutan...
Rakamların yerini harflerin aldığı bir matematik dersinde ilk kez "anlamadım" dedim, ömrümde ilk kez anlamak istediğim halde anlamadığımı birisi anlasın istedim, anlamadı. "Nesi var bunun anlaşılmayacak, gel tahtaya" dedi, gittim. Orda da anlamadım; oturmak ya da ayakta olmak değildi bunun nedeni, ben harflerle matematiği bağdaştıramamıştım, anlamamıştım. O günden sonra vazgeçtim anlamadıklarımı sormaktan. Nasılsa "o" anlardı, ona inanır, aldanırdım. Anlamadığım anlaşılmasındı, aldanmaya razıydım.
“Sanırım benim sorunum bu.
Tek tek insanlara, şeylere, alışılmış hatta kanıksanmış durumlara üzüle üzüle kafayı sıyırıp çıktım.
Hata yaptım,
insan içine hiç çıkmayacaktım!”