Hayat zıtlıkları ile vardır...
Çok ağladığınızda en son raddeye gelince sinirden gülmeye başlarsınız. Çok güldüğünüzdede karnınıza ağrılar girince de sinirden gözününüzden yaşlar gelmeye başlar.
Zezé... hepimizin çocukluğundan bir parça var onda... yaşadığım şehirde orta yollu bir mahallede doğdum ilkokulda okul çıkışı bir gün işportacı balıkçı yokuş yukarı arabasını çıkarmaya çalışırken uzaktan izlerdim... en son dayanamayıp tablasının tutamak yerimden bende olanca gücümle tuttum yokuşu birlikte çıktık. "Bana bugün benimle beraber gel dediğinde ürktüm önce, lakin yaptığı iş bildiğim işti balıkçılık. Abimde balıkçının yanında çalışırdı o zamanlar. O günün akşamına kadar onunla dolaştım adını şimdilerde pek hatırlayamıyorum. Akşam oldu tüm balıkları (hamsileri:) ) sattık. Bir çeşmenin başına yanaştık. Tablanın üzerinde 3 veya 4 kilo kadar balık kalmıştı. Önce onları bir güzel ayıkladı. Ikiye parçaya böldü yarısı ona yarısı bana olacak şekilde... sonra tablayı yıkadık beraber yaz havası akşam serini tarifi imkansızdı... beni aldığı yere geri götürürken 3 somon ekmek aldı. Poşete koydu balıklarıda ayrı poşete. Ben eve girdim annem beni dövmedi.:) balıkları pişirdi. 5 kardeş 7 kişi hep beraber o günün öğününü beraber yedik... niye anlattım. Zezé'de çok şey buldum çocukluğumdan...
Çevirmene teşekkür etmeden geçmeyeceğim... akıcı ve betimlemeler harika...