Parlak bakışlı, ay yüzlü kızı orada gördü. Yüregine od düştü. Yeryüzü gözüne karanlık oldu. Ona yaklaşıp şöyle dedi:
Yüzün aya benziyor.
Kaşın yaya benziyor.
Gözlerin yeşil olası.
Saçların aslan yelesi.
Yürüyüşün turna gibi.
Salınışın suna gibi.
Hangi yerden kaynaktansın?
Hangi boydan, oymaktansın?
Parlak bakışlı, ay yüzlü kız bir şey söylemedi. Yalnız gözlerini kaldırarak Burkay’a baktı. Bu bakışla onun kanını kaynattı. Yüreğini oynattı, içine od düştü. Yeryüzü gözüne karanlık oldu. Kıza şöyle söyledi:
Bakışların ışık mı?
Saçların sarmaşık mı?
Yıldız mısın, güneş mi?
Alev misin, ateş mi?
Neden sessiz bakıyorsun?
Beni niçin yakıyorsun?
Çiçek gibi her bir yanın.
Söyle, nedir adın, sanın?
Parlak bakışlı, ay yüzlü kız bir şey söylemedi. Gülümseyerek Burkay‘a baktı. Bu bakışla onun aklını başından aldı. Yüreğini derde saldı. İçine od düştü. Yeryüzü gözüne karanlık oldu. Kıza şöyle söyledi:
Beni niçin üzüyorsun?
Gözlerini süzüyorsun.
Kirpiklerin paralıyor.
Bakışların yaralıyor.
Rengin sanki çiçekten.
Kendime hediye ettiğim harika bir kitap. Bence yetişkinler kendilerine okurken etrafındaki çocuklar da onları dinlemeli. Fikrimce bu kitap sadece çocuk kitabı değil, zamansız, her yaştan insana hitap eden simgesel bir anlatım.
Diyaloglar sabırsız ve öğrenmekte olan Küçük Ejderha ve daha bilge olan, hayatın bir yolculuk olduğunu bilen Büyük Panda arasında geçiyor. Dört mevsim boyunca hayata yapılan bir yolculuk. Değinilen detaylar kısa ve öz cümle yapısı çok net. Sayfaların bembeyaz olması ayrıca masumane temiz ve yeni doğan enerjisi katmış. Çizimler çok güzel. Herkesin okumasını ve tekrar tekrar okumasını tavsiye ederim.