Yine güzel klasik gibi bir klasik okudum. Ve oldukça doyurucuydu. Tarih, aşk, felsefe, kültür, ordu, strateji gibi bir çok konuya değinmiş yazar. kendisi de bir subay olan Tolstoy'un özellikle askerlik anlamında yazdıklarına çok değer veriyorum.
Tolstoy bu romanında hem savaş hem de barışı olduğu gibi bize yansıtmış. Romandaki karakterlerde kendinizden bir şeyler bulabilmeniz o kadar güzel ki sanki bizzat kendiniz yaşamışsınız gibi. Klasiklerin en belirgin özelliği sanırım bu olmalı.
Gerçeğin hayal ettiklerimizden ne kadar farklı olduğunu görmüş oldum. Eminim bir çoğumuz savaş görmedi ve hayalimizde emirleri kesinlikle aksatılmadan yerine getirilen başkomutanlar, her şeye hakim krallar, çok büyük deha olarak Napolyon gibi kalıplar var. Romanda tüm bu kalıpların yıkıldığını görebiliyorsunuz.
Tarih nedir ve nasıl yazılıyor? Tarih Objektif mi değerlendiriliyor? Tarihi kişiler mi halklar mı oluşturuyor? bu konuda da uzun değerlendirmeler bulmak mümkün.
Kitabı okumadan önce belki wikipediden Napolyon savaşları ile ilgili bilgi almakta fayda olabilir. Batıdan doğuya olan halkların hareketi nasıl moskova da son buluyorsa üzerinden 3 yıl geçmeden doğudan batıya hareket de Paris'te nihayete eriyor. Oldukça ders verici bir olay diye düşünüyor.
Belki birgün tekrar baştan okurum, gerçekten sıkılmadan okunacak bir kitap.