"Kürtler eğer konuşacaklarsa, kendilerinden çalınan tarihleri üzerinde yeniden hak iddia etmeli; eğer modern Türk tarihinde bastırılmış kimlikleri üzerinde hak iddia edeceklerse konuşmalıdırlar
Evet, insan evvelâ nefsini sever, sonra akaribini, sonra milletini, sonra zîhayat mahlukları, sonra kâinatı, dünyayı sever; bu dairelerin her birisine karşı alâkadardır.
Ben insanları çok iyi bilirim. Onlarda bir Süleyman vardı, bütün yaratığın dilini bilir, sihirbaz bir kişiydi, onun gününden beri biz insanlarla birlik olduk. Ben onları bildim bileli nereye burunlarını sokmuşlarsa berbat etmişlerdir. Çok övüngen yaratıklardır, bir yaparlarsa bin övünürler. Sonracığıma da kendilerini evrenin kilidi sanırlar. Hepsi de az çok delidirler. Sonra da o insanlar var ya, bizim gibi değildirler, onlar ölümlüdürler. Ölümlü olduklarını bilip, ölüm karşısında delirmişlerdir. Bu yüzden doğaya, kendi kendilerine, yıldızlara, her şeye kinle bakarlar. Sevgileri tükenmiş. Sevmeyi unutmuşlar, yaşam sıcaklığını yitirmişlerdir.
Beleş hamasetin haram suyunu içenler, büyüklük rüyaları görmeye başlıyorlar. Boyundan büyük iddialar, ona buna yaslanma sanrıları içinde kendilerini gerçeklikten kopartıyorlar. Kendi kendilerine yaptıkları bu kötülük sonradan onlara görünecektir elbette. Ama bir aldanma süresi kadar kendi kendilerine masal anlatabiliyorlar.
serbestiyet.com/gunun-yazilari/...