Öncelikle bu kitabı 4 kelime ile ifade etmek istiyorum: "İktidar, Varoluş, Teslimiyet ve Tutku"
Gerçekten okurken beni fazlasıyla duygudan duyguya sürükleyen, sonuyla da sarsan bir kitap oldu. Öncelikle bu kavramları, karakterle bağdaştırarak anlatmak istediğimi düşünüyorum.
Karakterler; Veba, Sekreter, Diego, Victoria, Yargıç ve Ailesi.. (Kavramları açıklamak istediğim karakterler bunlar. Buna ek olarak Nada, Vali, Başkadı isimli kişiler de mevcuttur.)
Olay, İspanya'nın Cádiz kentinde meydana gelmektedir. O sıralarda kenti yöneten valinin yerini, zorla başa geçmeyi planlayan Veba alır. Sekreteri ile beraber, ülkenin yönetiminden ve bütün işlerinden artık o sorumludur. Ama tek fark, kuralların daha katı ve acımasız olmasıdır. Halkın gözü o kadar korkutulmuştur ki, her şeyi göze alacak vaziyete gelirler. Şartları ise hayatlarının bağışlanmasıdır. Veba, o sıralarda kentin havasına hakim olan veba salgınından yararlanır. (Neden salgın ismiyle aynı isme sahip olduklarını anlamış değilim.)
Sekreter, tek tek kuralları açıklar. Herkesin bir yaşama ruhsatı olacaktır. Kimse defterde yazılacak olan tarihlerden evvel veya sonra ölmeyecektir. Kimse kafasına göre davranamayacaktır, onlardan habersiz nefes dahi alınmayacaktır.
Varoluş kavramını araya girerek açıklamak istiyorum. Yaşama ruhsatı olarak verilen şey, insanların o andan itibaren fani olduklarını kabul edip dünyaya zimmetli kalacaklarını gösteren belge olarak hazırlanmış bulunmaktadır. Bu ruhsatın Balıkçı'ya verilmiş olduğu bir sahne vardır. Sekreter tarafından her şeyin neden olduğu sorulur. Örneğin konuşmaya dahil olan Başkadı adlı karakter şöyle sormaktadır: "Sevgili kardeşim, öğrenmek istediğimiz şudur; var olan düzene sırf var olduğu için riayet edenlerden misiniz?"...
Bunlardan sonra ise, Victoria ve Diego'nun