Sıkıyönetim Bütün Oyunları 4

9,1/10  (7 Oy) · 
25 okunma  · 
8 beğeni  · 
655 gösterim
DIEGO: Susmak haksızlık karşısında, kaybetmek demektir zeytin ekmeği ve yaşama hakkını! Ekmeğinize sahip çıkmak için dahi yenmeye mecbursunuz bugün korkunuzu! Uyan ey İspanya, uyan artık! Cádiz şehri kaderini tayin ediyor. Korku ve zulümle vücut bulmuş veba şehrin kapılarına dayanmışken, Cádiz halkı bir seçim yapmak zorunda: Korkuya, baskıya karşı isyan etmek ya da kadere, iktidara boyun eğmek.

Albert Camus'nün 1948 yılında, Veba romanından bir yıl sonra kaleme aldığı Sıkıyönetim, imgesel kurgusu, şiirsel dili, gerçeküstü evreniyle Camus edebiyatında ayrı bir yere sahiptir. Veba, Camus'nün sahnesinde, Cádiz şehrine egemen olmak isteyen bir zorba, insanların korkularından istifade etmeye çalışan bir fırsatçı olarak karşımıza çıkar. Eski mutlu günlerini geride bırakan Cádiz halkı, İkinci Dünya Savaşı'nın zulmünü, çaresizliğini ve çürümüşlüğünü tecrübe edecektir. Korkularıyla yüzleşmeyi, ahlaki değerlerini ve inançlarını sorgulamayı tercih eden Cádiz'li Diego, kimi zaman insani zaaflarına, öfkesine ve umutsuzluğuna teslim olsa da, insana duyduğu aşk uğruna mutlak başkaldırıdan vazgeçmeyecek, vebaya ve ölüme karşı bir halk isyanı başlatacaktır. Vebanın kurduğu sıkıyönetim düzeni, Cádiz halkının korkularıyla beslenerek giderek kuvvet kazanırken, vebayı şehirden uzaklaştıracak rüzgâr, esmek için insanların yüreğinde korkunun dinmesini beklemektedir. 
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2015
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789750724176
  • Orijinal Adı:
    LÉtat de siège
  • Çeviri:
    Ayberk Erkay
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Büşra Özbek 
29 Haz 2017 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 9/10 puan

Diego: Susmak haksızlık karşısında, kaybetmek demektir zeytin ekmeği ve yaşama hakkını! Ekmeğinize sahip çıkmak için dahi yenmeye mecbursunuz bugün korkunuzu! Uyan ey İspanya, uyan artık!

Yabancı’dan sonra oldu okumam. Yabancı’da toplumun değer yargılarıyla biçimlendirilmeye çalışılan ve bu dayatmalara yabancılaşan, sonucunda da içe kapanık, kafası dumanlı bir Camus görürken, Sıkıyönetim’de otoriter ve hak savunucusu, halk savunucusu bir Camus var.

İspanya’nın Cadiz şehrini ele geçiren, insanlarının korkularıyla beslenen, insanlar sindikçe, tek tipleştikçe yayılan, farklı sesler azaldıkça çoğalan, insanları düşünmekten alıkoymakla ele geçiren, insanlarının itaatkar halini fırsata dönüştürerek yasalaştıran bir yönetim (bir hastalık) düşünün; ne sıkı bir yönetim… Hareket etsen dikkat çekecek, ağzından istemeden bir söz çıksa damgalanacak, itiraz etmeye çalışsan vurulacaksın. Yani yok olacak, kaybolacak, olmayan haklarından mahrum olacaksın. İnsanlar bu korkularla sinecek, duyarsızlaşacak, çaresizleşecek ve çürüyecek ve yaşayan ölüler olarak yaşarsan yaşayacaksın.

Bu kitapta yönetimi Veba hastalığıyla benzeştiriyor Camus. Nasıl başarılı bir benzetme. Tıpkı veba gibi ele geçiriyor yönetim insanları, korkutuyor, çaresizleştiriyor ve öldürüyor; öldürdükçe güçleniyor. İnsanlığa olan inancını yitirmeyen Diego buluyor hastalığın çaresini; korkusuz olmak. Halk korkusuz oldukça hastalık siniyor, zayıflıyor, küçülüyor, etkisini yitiriyor. İşte o zaman Veba’yı şehirden uzaklaştıracak rüzgar esmeye başlıyor ve halk kazanıyor. Halk bilincine varıyor yaşamın ve yaşananların.