Sıkıyönetim (Bütün Oyunları 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
934
Gösterim
Adı:
Sıkıyönetim
Alt başlık:
Bütün Oyunları 4
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750724176
Kitabın türü:
Orijinal adı:
LÉtat de siège
Çeviri:
Ayberk Erkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
DIEGO: Susmak haksızlık karşısında, kaybetmek demektir zeytin ekmeği ve yaşama hakkını! Ekmeğinize sahip çıkmak için dahi yenmeye mecbursunuz bugün korkunuzu! Uyan ey İspanya, uyan artık! Cádiz şehri kaderini tayin ediyor. Korku ve zulümle vücut bulmuş veba şehrin kapılarına dayanmışken, Cádiz halkı bir seçim yapmak zorunda: Korkuya, baskıya karşı isyan etmek ya da kadere, iktidara boyun eğmek.

Albert Camus'nün 1948 yılında, Veba romanından bir yıl sonra kaleme aldığı Sıkıyönetim, imgesel kurgusu, şiirsel dili, gerçeküstü evreniyle Camus edebiyatında ayrı bir yere sahiptir. Veba, Camus'nün sahnesinde, Cádiz şehrine egemen olmak isteyen bir zorba, insanların korkularından istifade etmeye çalışan bir fırsatçı olarak karşımıza çıkar. Eski mutlu günlerini geride bırakan Cádiz halkı, İkinci Dünya Savaşı'nın zulmünü, çaresizliğini ve çürümüşlüğünü tecrübe edecektir. Korkularıyla yüzleşmeyi, ahlaki değerlerini ve inançlarını sorgulamayı tercih eden Cádiz'li Diego, kimi zaman insani zaaflarına, öfkesine ve umutsuzluğuna teslim olsa da, insana duyduğu aşk uğruna mutlak başkaldırıdan vazgeçmeyecek, vebaya ve ölüme karşı bir halk isyanı başlatacaktır. Vebanın kurduğu sıkıyönetim düzeni, Cádiz halkının korkularıyla beslenerek giderek kuvvet kazanırken, vebayı şehirden uzaklaştıracak rüzgâr, esmek için insanların yüreğinde korkunun dinmesini beklemektedir. 
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
(Tanıtım Bülteninden)
Albert Camus "Veba" hastalığını ete kemiğe büründürüp, bir yönetici olarak Cadiz şehrinin başına getiriyor. Eserde Veba'nın halka korku salarak, baskıyla, zorbalıkla, ölümle yönetmesine karşılık; cesareti, adalet duygusu, özgürlük inancıyla karşı koyan Diego'yu ortaya çıkarıyor. Veba ve Diego ana karakterler olarak karşımıza çıksa da Yargıç, Nada, Victoria gibi yardımcı karakterler temsil ettikleri düşünce bakımından hiç de yabana atılacak türden değil.

Eserde İkinci Dünya Savaşı'nın ve o dönemin baskıcı yöneticilerinin etkileri ve Albert Camus'nun kurgu üzerinden bu olaylara eleştirisi görülüyor. Bir de halkın genelinin sahip olduğu inanca yönelik bir eleştiri var ki bu durum bizim toplumumuzu da oldukça anımsatıyor. Şöyle ki; hani deprem, sel gibi doğal afetlerin yaşandığında, halkın başına bir bela geldiğinde bunun sebeplerini insanların sapkınlığına, inançsızlığına dayandıran bir güruh varya, onlara yönelik bir eleştiri gibi. Bütün belalara karşı tek savunması dua olan, irade, kader, mücadele, tevekkül, takdir kavramlarını pek anlamayan insanların eleştirilmesi gibi. Hani "Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz" diyen Sabahattin'ciğimin eleştirisi gibi. Yani diyeceğim o ki eserdeki Diego sadece kilisede dua edip Tanrı'dan yardım istediği, Tanrı'dan zalimin belasını istediği için değil, korkusuzca zalimin üstüne yürüdüğü, Veba'nın yüzüne karşı haklarını haykırdığı ve inandıkları uğruna ölümü göze aldığı için başkahraman. Öyle olmasaydı figüran olurdu...

Albert Camus'nun Can Yayınları tarafından yayımlanmış olan, çevirilerini Ayberk Erkay'ın yapmış olduğu beş tiyatro eserinde de muhteşem bir şiirsel anlatım şekli var. "Sıkıyönetim" bana göre, bu beş tiyatro eseri arasında şiirsel anlatımın zirve yaptığı ve en başarılı olan kitabı.

Daha önce okuduğum "Gülnihal" ve "Gave" gibi, hatta kendi yazdığın "Asturya'da İsyan" , "Adiller" gibi başkaldırı ve isyanı anlatan tiyatro eserlerinde olan eksikliği, tatmin olmamışlığı bu eserinle giderdiğin için teşekkürler Albert...

İyi okumalar...
Diego: Susmak haksızlık karşısında, kaybetmek demektir zeytin ekmeği ve yaşama hakkını! Ekmeğinize sahip çıkmak için dahi yenmeye mecbursunuz bugün korkunuzu! Uyan ey İspanya, uyan artık!

Yabancı’dan sonra oldu okumam. Yabancı’da toplumun değer yargılarıyla biçimlendirilmeye çalışılan ve bu dayatmalara yabancılaşan, sonucunda da içe kapanık, kafası dumanlı bir Camus görürken, Sıkıyönetim’de otoriter ve hak savunucusu, halk savunucusu bir Camus var.

İspanya’nın Cadiz şehrini ele geçiren, insanlarının korkularıyla beslenen, insanlar sindikçe, tek tipleştikçe yayılan, farklı sesler azaldıkça çoğalan, insanları düşünmekten alıkoymakla ele geçiren, insanlarının itaatkar halini fırsata dönüştürerek yasalaştıran bir yönetim (bir hastalık) düşünün; ne sıkı bir yönetim… Hareket etsen dikkat çekecek, ağzından istemeden bir söz çıksa damgalanacak, itiraz etmeye çalışsan vurulacaksın. Yani yok olacak, kaybolacak, olmayan haklarından mahrum olacaksın. İnsanlar bu korkularla sinecek, duyarsızlaşacak, çaresizleşecek ve çürüyecek ve yaşayan ölüler olarak yaşarsan yaşayacaksın.

Bu kitapta yönetimi Veba hastalığıyla benzeştiriyor Camus. Nasıl başarılı bir benzetme. Tıpkı veba gibi ele geçiriyor yönetim insanları, korkutuyor, çaresizleştiriyor ve öldürüyor; öldürdükçe güçleniyor. İnsanlığa olan inancını yitirmeyen Diego buluyor hastalığın çaresini; korkusuz olmak. Halk korkusuz oldukça hastalık siniyor, zayıflıyor, küçülüyor, etkisini yitiriyor. İşte o zaman Veba’yı şehirden uzaklaştıracak rüzgar esmeye başlıyor ve halk kazanıyor. Halk bilincine varıyor yaşamın ve yaşananların.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.952 Oy)9.222 beğeni30.305 okunma918 alıntı146.890 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.762 Oy)9.724 beğeni27.333 okunma2.008 alıntı126.404 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.799 Oy)8.412 beğeni24.088 okunma960 alıntı96.063 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.015 Oy)19.951 beğeni45.731 okunma3.603 alıntı193.177 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.926 Oy)6.040 beğeni20.701 okunma929 alıntı107.549 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.547 Oy)3.680 beğeni11.179 okunma6.062 alıntı101.963 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.302 Oy)6.665 beğeni17.741 okunma3.008 alıntı90.571 gösterim
  • Hamlet
    8.9/10 (1.005 Oy)1.024 beğeni3.471 okunma1.146 alıntı32.137 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.157 Oy)13.983 beğeni36.268 okunma3.798 alıntı154.038 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.265 Oy)9.264 beğeni27.667 okunma2.940 alıntı121.937 gösterim
Hep bir şeyler kalır geriye.
Her şey devam etmemeye devam eder.
Albert Camus
Sayfa 96 - Can Yayınları, Oyun Dizisi 1.Baskı
- Azıcık düşünsen. Güzel şeydir yaşamak.
+Yaşamak vız gelir bana.

Önemli olan, insanı yaşatan nedenlerdir.
Albert Camus
Sayfa 99 - Can Yayınları, Oyun Dizisi 1.Baskı
Derdini dile getirenlerin ağzını tıkayacak yerde,
kendi kulaklarını tıkarlar.

Eskiden dilsizdik, şimdi sağır olacağız.
Albert Camus
Sayfa 109 - Can Yayınları, Oyun Dizisi 1.Baskı
Hayır,
başkalarıyla uğraşmaktan vazgeçersen, sen de iyi yaşarsın.
Albert Camus
Sayfa 99 - Can Yayınları, Oyun Dizisi 1.Baskı
+ Tertemiz olmadıklarını biliyorum. Ben de temiz değilim.
Ayrıca, onlar arasında doğdum.
Kendim ve çağım için yaşıyorum.

- Evet, tutsaklar çağı için!

+ Hayır, özgür insanlar çağı için!

- Şaşırtıyorsun beni.
Arıyor, arıyor, bir türlü bulamıyorum şu senin özgür insanlarını.
Neredeler acaba?

+Özgür insanlar hapishanelerinde, ölü çukurlarında.

Kölelerse tahtlarda!
Albert Camus
Sayfa 101 - Can Yayınları, Oyun Dizisi 1.Baskı
Ama erkekler düşünceyi sevgiye yeğ tutar.

Yara almadan yaralanırlar.
Albert Camus
Sayfa 108 - Can Yayınları, Oyun Dizisi 1.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıkıyönetim
Alt başlık:
Bütün Oyunları 4
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750724176
Kitabın türü:
Orijinal adı:
LÉtat de siège
Çeviri:
Ayberk Erkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
DIEGO: Susmak haksızlık karşısında, kaybetmek demektir zeytin ekmeği ve yaşama hakkını! Ekmeğinize sahip çıkmak için dahi yenmeye mecbursunuz bugün korkunuzu! Uyan ey İspanya, uyan artık! Cádiz şehri kaderini tayin ediyor. Korku ve zulümle vücut bulmuş veba şehrin kapılarına dayanmışken, Cádiz halkı bir seçim yapmak zorunda: Korkuya, baskıya karşı isyan etmek ya da kadere, iktidara boyun eğmek.

Albert Camus'nün 1948 yılında, Veba romanından bir yıl sonra kaleme aldığı Sıkıyönetim, imgesel kurgusu, şiirsel dili, gerçeküstü evreniyle Camus edebiyatında ayrı bir yere sahiptir. Veba, Camus'nün sahnesinde, Cádiz şehrine egemen olmak isteyen bir zorba, insanların korkularından istifade etmeye çalışan bir fırsatçı olarak karşımıza çıkar. Eski mutlu günlerini geride bırakan Cádiz halkı, İkinci Dünya Savaşı'nın zulmünü, çaresizliğini ve çürümüşlüğünü tecrübe edecektir. Korkularıyla yüzleşmeyi, ahlaki değerlerini ve inançlarını sorgulamayı tercih eden Cádiz'li Diego, kimi zaman insani zaaflarına, öfkesine ve umutsuzluğuna teslim olsa da, insana duyduğu aşk uğruna mutlak başkaldırıdan vazgeçmeyecek, vebaya ve ölüme karşı bir halk isyanı başlatacaktır. Vebanın kurduğu sıkıyönetim düzeni, Cádiz halkının korkularıyla beslenerek giderek kuvvet kazanırken, vebayı şehirden uzaklaştıracak rüzgâr, esmek için insanların yüreğinde korkunun dinmesini beklemektedir. 
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 40 okur

  • Emre Er
  • büyük yolların haydudu
  • Bünyamin Müftüoğlu
  • Ferahnaz
  • Drkitapsever
  • Mihriban Karadağoğlu
  • Mustafa Dal
  • Sadrettin A
  • Hakan Furkan
  • Ceciliâ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55 (11)
9
%25 (5)
8
%15 (3)
7
%0
6
%5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0