Canım efendim, kiminin ailesi, kiminin arkadaşı, kimininki mektebidir.
Anne kokusunu hatırlamak için insan uzun uzun mektuplar döşeyebilir.
Yatılı okullar, oteller birbirine benzer;
Sarayda doğarsın ama kral olamazsın.
Bazen çok okur, az konuşursun;
Bazen susmadan konuşursun, mikrofona sanki son saatinmişçesine.
Herkesi anlarsın ama bazen anlayamazsın.
Bazen reddedilmeyecek bir teklifle yüzleşirsin;
İnsanları anlarsın ama bazen yine de anlayamazsın.
Bazen, paranın yetmediği bir fotoğraf makinesi yüzünden
Uzaklarda bir evi terk edersin.
Bazen bazı ölümler sır olur, senden saklanır, anlayamazsın.
Gün geceye döner. Oğlan dayıya çeker, huy çıkmaz.
İyi aileler iyi çocuklar yapar;
Ama iyi çocukları kötü kurtlar kapar.
Sistem devam eder.
Peki ne olur elinde kalan? Önemi yok.
Çünkü yol, gidilen yer değil, yolun ta kendisidir.
Ruhunu arkada bırakmadan
Yavaş yavaş geçip gidersin bu hayat denen adadan.
Anılarla, duyguyla yakarsın geçmişi.
Çürümüş bir şeyler hâlâ var; kemiklerin kokusu
Otoparktan gelmeye devam ediyor.
Neyse.