Bu dünyadaki her insanın içinde acımasız bir canavar vardır. O canavarı gizlemek için de her şeyi yapar. Dolayısıyla bu dünyadaki her insan ikiyüzlü bir yalancıdır.
Dosya No: Vicdan / Derdest-Esas
Kendi iç mahkememde, sanık kürsüsünde yine bizzat kendim oturuyorum. Hakkımda hazırlanan iddianame oldukça kabarık; her satırı ağır birer yüzleşme, her kelimesi birer hüküm niteliğinde. Lakin garip bir usulsüzlük var bu yargılamada: Mübaşir ismimi her bağırdığında, kalbimdeki hakim cübbesini ilikleyip ayağa kalkıyor ama bir türlü o nihai kararı açıklamaya dili varmıyor.
Göz göze geliyoruz; hakimdeki o şefkat, sanıktaki o çaresizlikle çarpışıyor. Deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş, suç sabit görülmüş olsa da; bu mahkemenin adaleti, merhametimin gölgesinde kalıyor. Bu yüzden her celse sonunda tutanağa aynı not düşülüyor: 'Sanığın kendisine olan kıyamazlığı ve vicdani kanaatin henüz tam oluşmaması sebebiyle, davanın belirsiz bir tarihe ertelenmesine...'
İçimdeki bu adalet sarayı, aslında sadece beni kendimden korumak için inşa edilmiş koca bir oyalama taktiği. Karar verilirse infaz başlayacak; biliyorum. O yüzden bu dava hiç bitmiyor, bu duruşma salonu hiç boşalmıyor.
Alıntısız.
Adliye Dili ve Edebiyatı.... :))