Kesinlikle bir klasik olmayı hakediyor. Ben hayatımda hiçbir kitapta bu kadar güldüğümü,ağladığımı,analizlerin keskinliği karşısında hayrete düştüğümü hatırlamıyorum. Okurken mest oldum.
Karakterler çok gerçekçi ve hayatın içinden. Hayri İrdal,ana karakterimiz tam bir pısırık. Hayatın rüzgarlarına göre yön alan birisi. Halit Ayarcı, kahraman karakterimiz ise tam bir iş insanı ve devrimci,durumlardan nasıl istifade edeceğini çok iyi biliyor. Hayri İrdal'ın karamsar analitik kişilğine karşı pragmatist ve faydacı bir bakış açısı getirerek hem hayatlarının hem çevrelerinin kaderini değiştiriyor.
Tanpınar'ın çizdiği Türkiye hepimizin yakınen tanıdığı Türkiye. Doğu ve Batı arasına sıkışmış,biraz kafası karışmış,ne yapacağını bilmeyen ama bunu da itiraf edemeyen bir Türkiye. Bu ortamda Halit Ayarcı gibi irade ve güç sahibi insanlar çok rahat öne çıkmakta ve yükselmekte.
Kitabın dili oldukça ağır. Yavaş okunma isteyen bir kitap ve bence yavaş okunulmayı da hakeden bir kitap. Tanpınar'ın kelime oyunlarını,dil ustalıklarını fark etmek,bunlara dikkat etmek kitabın lezzetini bir kat daha arttırıyor. Acele etmemek gerek. Ama elbette çok rahat da davranmamak lazım çünkü bir kaç günlük aradan sonra bile hikaye örgüsü unutulup, "bu karakter kimdi neciydi ya?" Gibi sorular sormak durumunda kalabiliyorsunuz.
Özet olarak, Tanpınar gerçek bir kalem ustası. Dili ağır ama son derece keyifli. 3 yıldızlı bir Michelin restaurantındaki yemekler gibi. Karakterler gerçekçi ve inceden sembolik. Hikaye komik ve düşündürücü. En beğendiğim romanlardan biri kesinlikle.