Bolca spoiler içerir.
*
*
*
*
*
*
19. yüzyıl Rus yazarlarından Leonid Andreyev (1871-1919) tarafından kaleme alınan Kızıl Kahkaha, yakın zamanda Everest Yayınları etiketiyle okur ile buluştu. Daha çok bir “oyun yazarı” olarak tanınan Andreyev, hikâyeleri ile de hem klasik Rus edebiyatında hem de dünya edebiyatında şahsına münhasır bir yer kaplıyor.
Leonid Andreyev’in eserlerinde genel olarak hâkim olan huzursuz hava ve karamsar bakışı Kızıl Kahkaha’da da görmek mümkün. Bunun sebebini de belli ölçülerde yazarın yaşamında ve dönemin toplumsal yaşantısında aramalıyız diye düşünmüyorum. Yoksulluk içinde büyüyen ve bu yoksulluktan ötürü üniversiteyi bırakmak zorunda kalan Leonid Andreyev, sonrasında intihara bile kalkışmıştır. Özellikle imparatorluktan çarlık dönemine geçişin yaşandığı 1905 Devrimi ile Çarlık Rusya’sının yıkıldığı 1917 Devrimi arasında etkili olan Andreyev, zorlu sosyal ve siyasal koşulları tüm şiddetiyle yaşamış yazardı. Bütün bunların ışığında, yazarın kısa ömründe pek çok olumsuz tablo ile karşılaştığını söylemek yanlış olmayacaktır. İşte eserlerine sinen huzursuzluğun da temelini bu manzara oluşturmakta.
Kızıl Kahkaha, yazarın, 1904-1905 yıllarında geçen Japonya-Rus Savaşının etkisiyle kaleme aldığı bir roman. Rusların ciddi bir yenilgiye uğradığı ve Uzakdoğu’daki yayılmacı politikasından vazgeçtiği bu savaş, dünyanın henüz topyekûn bir savaş görmediği dönemin izlerini taşır. Andreyev belki büyük ölçüde yenilginin de etkisiyle, Kızıl Kahkaha’yı kaleme alır ve eser boyunca savaşın toplumsal ve bireysel olarak yıkıcılığı üzerinde durur.
“…delilik ve korku.” diye başlıyor hikâye ve metin boyunca bu iki duygu arasında gidip gelen asker(ler)in düşünceleri anlatılıyor. Savaşın sadece savaş sahasında kalmadığı, en ücra evlerin, en görünmez sosyal