İnci,babasından kalan Gömeç'teki zeytinyağı fabrikasını ayakta tutabilmek için var gücüyle çalışmaktadır. Buna rağmen şirket neredeyse iflasın eşiğine gelince hiç istemediği halde gizemli İtalyan Dante Delfino'nun ortaklık teklifini kabul eder. Fakat işler hiç de beklediği gibi gitmez.
(Yorumum spoi içeriklidir!)
Merhaba,okuduğum kitap bu yazarın kitaplarından ilkiydi,diğer kitaplarını okumadım. İnceleme yapmamın sebebi ise bence eleştirilecek çok yerin olması. Öncelikle kitabın yarısına kadar konu mükemmel ilerliyordu,baya heyecanlıydım okurken. Fakat iki ana karakterimizin yakınlaşmasından sonraki kitabın kalan yarı kısmı şöyle böyle ilerledi. Kitabın başında çok güçlü bir kadın olarak gördüğümüz ana karakterimiz birden daha güçsüz görünmeye başladı. Sona doğru yaklaşırken 'tamam şimdi kendine geldi' dediğim her noktada malesef hiç düzelmedi. Bunun esas sebebiyse bence yazarın ikinci karakter olan Dante'nin hislerini bizlere tam geçirememesi bence. Dante resmen kitabın son sayfasında sevgisini dile getirdi ve bizi hayal kırıklığına uğrattı. Ayrıca İnci'nin Dante'nin onu sevmediğini bile bile her şeye rağmen onunla birlikte olmaya çalışmasınıda gurur kırıcı buldum. Kısaca kitapta İnci'nin duygularını tam okuyabilsekte Dante'nin duygularının bu şekilde tasvir edilmesini sevmedim. Şuanda kitabı bitirdim ve Dante'nin İnci'yi yeterince sevmediğini düşünüyorum. Tüm bunların haricinde çerezlik okumak için güzel bir kitap. Yazarın diğer kitaplarınada şans verilebilir.
Bilinmeyen bir kadının mektubunda Stefan Zweigi pek anlayamamıştım daha doğrusu kitabı severek okuyamamıştım ama bu kitabı beni oldukça etkiledi. Korkuyu iliklerime kadar hissettim. Hatta bir an durup, hayatımda hiç buradaki karakter kadar korktuğum oldu mu diye düşündüm. Kitabın sonuna doğru Irene için artık son geldi demiştim ama hiç öyle olmadı. Kitabın sonu beni baya etkiledi. Çok beğendiğim kitaplar arasına Zweig'in bu eseride eklendi
Kesinlikle okudukça düşündüren,düşündükçe anladığınız bir kitap kendisi. İlk başladığımda normal bir psikolojik kitap bekliyodum fakat oldukça etkili olduğunu kitabı bitirince anladım. İçerisinde ders niteliğinde o kadar çok alıntı var ki paylaş paylaş bitiremiyorum. Başta kitabımızın baş karakteri Ezgi'ye oldukça üzülmüştüm ve onu desteklemiştim. Ama kitabın sonunu okuduğumda karmaşık bir zihinle kaldım açıkçası. Yazar kelime oyunlarını iyi yapmış bu kitapta. Kitabı bitirdiğimde etkisinde 1-2 hafta kaldım. Bence hayatında bir kez de olsa kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Tek kelimeyle muhteşem bir hikaye. Kitabın sonunda o kadar üzüldüm ki gözyaşlarımı tutmak imkansızdı. Şuanda yapacağım tek şey bir kağıttan turna kuşu olacak.
Peyami Safa'nın en güzel kitaplarından bir tanesi. Gerçekten Tanpınar'ında dediği gibi "acının ve ıstırabın yegâne kitabı" olmuş. Kitabı okurken baş karakterin psikolojisini içimde hissettim resmen. Ama buna rağmen içinde bulunan azmi takdir ettim. Kesinlikle bu tarz psikoloji severlerin okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Kısa ve öz biçimde insanın hayatına farkındalık katıyor.