Herkesin mutlu olduğu şeyler vardır ya, o sizi mutlu eden şeylerden böyle küçük küçük parçalar bulup onlardan bir kombinasyon ortaya çıkartabilirsiniz .Ama bence mutluluk bizi manen mutlu kılacak şeyde yani maddede değil.Çünkü maddenin mutluluğu çok geçici.
Hani bizde hep şey vardır ya: Bize oturmaya gel denmez mesela, bize çaya gel denir. Çay orda sembolik bir şeydir. Yani insanların burda arzu ettiği şey, çayın beraberinde muhatabıyla ettiği sohbettir aslında. Bizi huzurlu kılanlardaki mutluluğu keşfetme mecburiyetindeyiz diye düşünüyorum . Kendinizi mutlu, huzurlu hissedeceğiniz noktaları, ben şu an nasıl hissediyorum diye sorarak da keşfedebilirsiniz. (Alıntı)
✔️Ayasofya Camiide sabah namazı
✔️Kuş cıvıltıları eşliğinde Gülhaneden geçiş
✔️Sarayburnu sahilde gökteki kızıllığa, açık maviye eş olarak günü uyandırma
✔️Eminönü- Üsküdar vapurunda çay simit
ve sonrasında Şemsipaşa kütüphanesinde Gülseren Budayıcıoğlu'nun eserini okumak üzerine kurulu bir sabah mutluluğu planı hiç fena olmaz mesela :)
Veya çay, kitap ve kenarda yanan bir mum bile yeterli günü güzelleştirmeye. Kısacası sizi mutlu eden her neyse.. Toprakta çıplak ayakla yürümek veya sevdiğin bir radyo programı için köşene çekilmek gibi ...
°•Yapmak istediği, keşke dediği çok şey var insanın. Bir amca şunu dedi: "Müminin ümidi korkunun önüne geçmek zorunda. Ümit bir lokomotifken, korku ancak arkasındaki bir vagon olmalı"☀️🌿Diğer türlüsü yorar zihni.
Önce siz kendiniz için bir şey yapın ki sevdiklerinize de katkınız olsun. Hayatımıza şekil veren bizleriz. Kendi değerimizi duymaktan ziyade, kendi içimizde bilmeliyiz.
Her insan kendi serüven ve sırrını keşfetmek ihtiyacında. Bunun için hayata hayret duygusuyla bakabilmek gerek. Ancak yavaşlama anlarında, telaştan geri durduğumuzda elde edebileceğimiz bir his bu. Hız kestiğimizde düşünmeye başlarız. Yüce olanı hissetmeye başlarız. Zaten o güzellikte, iyilikte, doğruluk arayışında saklıdır. Ve hissederiz. Ruh uyuşmasından iyilestiğimizde bir kum tanesinde, bir su damlasında, bir kuş ötüşünde bize göz kırpan yüceliği fark ederiz, hayret ederiz. Felsefe hayret duygusuyla başlar. Hayret, hayatın sandığımızdan daha büyük, daha derin, daha gerçek olduğunu fark etmektir.