İnsan geçmişe gülümseyerek bakıyorsa, başka bir umarı kalmadığındandır. Avucumuzdan usul usul sıyrılan dünyayı son bir çırpınışla sevmekten başka ne gelir elimizden. Yoksa insana acısını özleten bir gerçeklik, gerçekte ona verilmiş bir cezadır.
Gerçek ayrılık tam anlamıyla bir unutuşla başlar. Yalnız bizim değil, bizi bilenlerin de unutuşuyla. O yerden, o mekandan, o insandan bizde süren, bizi oluşturan ne varsa, hepsinin belleğimizden, benliğimizden, hayatımızdan silinip gitmesiyle.
Gözleri pul pul ayrılık döküyordu. Hangi taşıta binerse binsin bütün taşıtlar, acısını kendinden başka kimsenin duymadığı, şimdi bir unutuluşu çırpınan boğuk zamanlara götürüyordu onu.