Tanıştığımız günden beri onlara kendimi anlatmamı bekliyorlar, ama anlatamam, anlatmak yeniden yaşamak demek. Her gün kendi kendime yaşıyorum zaten, acılarımı bir de başkalarına anlatarak büyütemem.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Merhabalar bu gün Ayfer Tunç kaleminden üçleme serisinin son kitabı olan Osman’ın yorumuyla geldim;
•Tanıştığımız günden beri onlara kendimi anlatmamı bekliyorlar, ama anlatamam, anlatmak yeniden yaşamak demek. Her gün kendi kendime yaşıyorum zaten, acılarımı bir de başkalarına anlatarak büyütemem.
Hafriyat Kamyonetinin çarpmasıyla hayatını yitiren Osman’ın hikayesini geride bıraktığı mektuplardan ve mektupları okuyup hayatını kitap yapmak isteyen bir muhabirin Osman’ın hayatına az, çok demeden dokunan herkesle röportaj yapmasıyla okumaya başlıyoruz. Kitaptaki en büyük sorulardan biri Osman’ın ölümünün kazamıydı, intihar mı? Sorusuydu kitabı okumaya başladığım da bulunması çok da zor olmayan bir soru olduğunu düşünüyordum ama büyük yanıldım. Bazen anlamak, ölümünü anlamlandırmak için Osman’ın yerinde olsaydım ben ne yapardım demeden alamadım kendimi, Nişantaşı’nda varlıklı bir aile içerisinde doğmuş, yediği önünde yemediği arkasında olan bir hayatta insan neden intihar eder değil mi?
Sahip olduklarını, onurunu, gururunu yaşama hevesini ve sevdiği kadını kaybederse intihar eder derim ben. Ama Osman’ın ölümü kazamıydı intihar mıydı? Okuyanın öğrene bileceği, veyahutta seçeceği bir şey.. Osman’ın hayatındaki herkesin kitapta böylesine derinlemesine röportaj yoluyla yer verilmesini aşırı beğendim hayatta Gün ve Kubi aşkına bende Osman gibi hayran oldum onun aklından geçen soru beni de çokça düşündürttü. "Sevgisizlik insanı yaşatmayabilir ama sevgi gerçekten yaşatır mı, bilmiyorum." bende bilmiyorum Osman. Sevgi sadece yaşamak için yeterli gelir mi bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa oda yaşamak için sebep aratabilir.
Ben üçleme serisine son kitabıyla başladım neden öyle oldu demeyin çünkü okudum bile, pişman mıyım? Asla. Bir daha olsa yine yaparım:) ama en kısa zamanda
Merhabalar bu gün sizlere kalemini aşırı sevdiğim Ayfer Tunç’un Yeşil Peri Gecesi kitabının yorumuyla geldim; Modern toplumu şebnem üzerinden yaşanan zorbalığı, aşağılanmayı, iki yüzlülüğü ve daha bir çok kötü tecrübeyi okuyucuya aktarmaya çalışıyor. Küçük yaşta ailesi dediği insanların güzelliğini bahane ederek yaşattıkları zorbalığın şebnemde açtığı yaraların yıllar geçmesine rağmen kabuk bağlayamaması intikam duygusunun kabarmasına ve sonrasında gelecek üzüntülere sevk etti Şebnemi.. Okuduğum satırlar da kız çocuklarının en büyük rol model bildikleri annelerinin kızlarının hayatlarını nasıl etkilediğini de, küçük yaşta tanık oldukları kötü tecrübeleri ileride kendi hayatlarına yansıttıkları bir intikam olarak konu alınması okurken beni derinden etkiledi. Anne,Baba, Eş, Dost, Sevgili, Akraba ve Arkadaş gibi vasıfların insana gösterdikleri muamelenin ileride yaşayacağı hayatı nasıl etkilediğini çok açık bir şekilde görmekte Ayfer Tunç, kalemine duyduğum hayranlığımı arttırdı.
Üçleme serisine
1. Kapak Kızı
2. Yeşil Peri Gecesi
3. Osman
Okuma sırası böyleyken ben son kitaptan başlamıştım ve Şebnem hakkında çok soru işareti vardı kafamda niye böyle yaptı, neden böyle davranıyor gibisi ve daha fazlası ama Yeşil Peri Gecesini okuduğumda kafamdaki bütün soru işaretlerinin cevaplarını buldum. Bu şekilde okunmasını tavsiye eder miyime gelirsek ben böyle okuduğum için pişman değilim her kitabında farklı bir karakterin gözünden anlatıldığı için bir sorun yaşamadım ben. Kesinlikle okunmasını tavsiye edeceğim bir seri
•Birini bir zamanlar sevmiş olmak insanın içinde iz bırakıyordu. İnsan o kişiyi artık sevmese bile iz kalan yer acıyordu.