İnsan yeterince uzun bakarsa, varlığını yutmaya talip olana bile kapılabiliyor. Kendini ona, onu kendine ait hissedip hücumunda teslimiyetçi erinçler bulabiliyor. Tanışıklığın sahtekâr konforu bu. Bu budalaca yalanı da, ona inanma ihtiyacını da nerede görsen tanırım. Neyse ki kalmaya değil gitmeye, buğulu camdaki parmak izi gibi silinmeye gelmişim.
Bir Aralık çalılara takılıp yüzüstü kapaklanıyorum, kavalkemiğim sızım sızım sızlıyor. Ama çabuk doğrulup yürümeye devam ediyorum, durmayı aklımdan bile geçirmiyorum. Durursam düşünmem, düşünürsem makul olmam ve makul olursam da geri dönmem gerekir çünkü.