Beklentilerimi asla karşılamayan bir fantastik kitabı incelemeye geldimm. Çok uzun zamandır bu tarz kitaplar okumuyordum okuma tarzım değiştiği için ama bu kitap hakkında tek bir kötü yorum duymamıştım ve çok büyük bir hevesle başladım okumaya.. Ancak beklediğim gibi değildi, övüldüğü kadar iyi bulamadım. Sebeplerine gelmeden önce kısaca konusundan bahsedelim.
Elemental evreninde 4 elementten oluşan krallıklar, bu krallıkların lordları ve varisleri var. Aslında kitap sıradan insan dünyasında başlayıp o evrene gidiyor ki ben bu tarz başlangıçları sevmem. Fantastik kitaplarda olayın direkt o evrenden ibaret olmasını daha çok seviyorum. Neyse insanlar alfinlerin dünyasına gidiyor ancak 4 krallıktan biri yok. Su krallığı ve su lordu yıllar önce yok edilmiş. Baş karakterimiz Nova su varisi olduğunu öğreniyor ve sonrasında bu diyarda gelişen olayları, sırları okuyoruz.
Şimdi... İlk olarak şunu söylemeliyim ki N. G. Kabal aslında sevdiğim bir yazardı en azından diğer wattpad yazarlarına göre gerçekten başarılı olduğunu düşünüyorum nitekim bu serinin kurgusu da gayet güzel. Ancak ve ancak şunu biliyorum ki bir kitap ne kadar iyi bir kurguya sahip olursa olsun, benim için karakterler her zaman daha önemli oluyor ikisi bir bütün de olsa. Çünkü bir kitabı sevmesem bile karakterlerini sevdim mi kitap aklımda kötü bir yer edinmiyor. Bu kitabın kurgusu her ne kadar beni içine alamasa da gayet başarılı bunu kabul ediyorum. Ama insanın bir tane sevdiği karakter olmaz mı... Karakterleri özellikle de Nova'yı o kadar sevmedim ki anlatamam ya.
Kitabın başından itibaren Nova için duyduğumuz tek şey 'deli' olması. Anladık be bi sen cesursun ki cesaret bile değil onunki gerçekten delilik. Ama kitaptaki delilik bize Nova'yı gözükara bir karakter olarak algılamamız için söyleniyor. Oysa ben
Beklentilerimi asla karşılamayan bir fantastik kitabı incelemeye geldimm. Çok uzun zamandır bu tarz kitaplar okumuyordum okuma tarzım değiştiği için ama bu kitap hakkında tek bir kötü yorum duymamıştım ve çok büyük bir hevesle başladım okumaya.. Ancak beklediğim gibi değildi, övüldüğü kadar iyi bulamadım. Sebeplerine gelmeden önce kısaca konusundan bahsedelim.
Elemental evreninde 4 elementten oluşan krallıklar, bu krallıkların lordları ve varisleri var. Aslında kitap sıradan insan dünyasında başlayıp o evrene gidiyor ki ben bu tarz başlangıçları sevmem. Fantastik kitaplarda olayın direkt o evrenden ibaret olmasını daha çok seviyorum. Neyse insanlar alfinlerin dünyasına gidiyor ancak 4 krallıktan biri yok. Su krallığı ve su lordu yıllar önce yok edilmiş. Baş karakterimiz Nova su varisi olduğunu öğreniyor ve sonrasında bu diyarda gelişen olayları, sırları okuyoruz.
Şimdi... İlk olarak şunu söylemeliyim ki N. G. Kabal aslında sevdiğim bir yazardı en azından diğer wattpad yazarlarına göre gerçekten başarılı olduğunu düşünüyorum nitekim bu serinin kurgusu da gayet güzel. Ancak ve ancak şunu biliyorum ki bir kitap ne kadar iyi bir kurguya sahip olursa olsun, benim için karakterler her zaman daha önemli oluyor ikisi bir bütün de olsa. Çünkü bir kitabı sevmesem bile karakterlerini sevdim mi kitap aklımda kötü bir yer edinmiyor. Bu kitabın kurgusu her ne kadar beni içine alamasa da gayet başarılı bunu kabul ediyorum. Ama insanın bir tane sevdiği karakter olmaz mı... Karakterleri özellikle de Nova'yı o kadar sevmedim ki anlatamam ya.
Kitabın başından itibaren Nova için duyduğumuz tek şey 'deli' olması. Anladık be bi sen cesursun ki cesaret bile değil onunki gerçekten delilik. Ama kitaptaki delilik bize Nova'yı gözükara bir karakter olarak algılamamız için söyleniyor. Oysa ben
Dolunay ve Çiçek farklı yerlerde yaşayan, bibirlerini daha sonra bulan ve görüşmeye başlayan ikizlerdir. Küçükken bir yanlış anlaşılma sonucu Dolunay zengin bir aileye, Çiçek ise bir yetimhaneye bırakılmıştır. Yıllar sonra yaşanan bir olay sonucu geçici olarak birbirlerinin yerine geçerler ve aslında ait oldukları yerin tam da orası olduğunu fark ederler. Kitapta bu süreçte Dolunay'ın yaşadıklarını okuyoruz. Serinin dördüncü kitabında da Çiçek'in hikâyesini okuyacağız.
Klasik bir ergen kitabıydı, bunu gömmek için söylemiyorum çünkü yazarın kitaplarda değindiği şeyleri seviyorum, çok güzel alıntılar çıkabiliyor. Anlatmak istediği şey güzel olsa da işleniş biçmini pek sevemedim açıkçası. Mesela aynı konuyu farklı karakterler ve farklı olaylarla daha da etkileyici bir hâle getirebilirdi. Zaten kitaptan pek bir beklentim yoktu diye bunu sorun etmiyorum açıkçası. Okurken keyif aldım ve kitabı elimden bıraktığım zamanlarda devamının nasıl gelişeceğini merak ettim ve bu tarz kitaplarda benim için önemli olan şey bu.
Yazarın kitaplarına karşı bir sorunum yok ancak bazı kavramları çok kalıplaştırdığını düşünüyorum. Mesela ilk üç kitapta da zengin, okuyacağı okulun ve hatta evleneceği insanın daha küçükken seçilmiş olduğu karakterler vardı. Bu olmayınca da çok sıkıntılı karakterler görüyoruz. Ama çoğumuz aslında ne çok üst seviyelerde geziyoruz ne de çok alçaklarda takılıyoruz. Biraz da "standart" şartlara uygun gibi görünen ama klişe olmayan karakterler görmek isterim diğer kitaplarda. Bu kitapta kalıplaştırılan bir diğer şey de şuydu: zengin ve fakir arasına çok keskin bir çizgi çizilmişti ve bence bu da biraz rahatsız ediciydi. Ama yine de diğer kitaplarına da bir şans vermek istiyorum. Herkese iyi okumalar.
1)00.00 Biri Sizi Düşünüyor kitap incelemesi
Muhalifler üçlemesinin son kitabı da bitti ve bir kez daha anladım ki Marissa Meyer 'ın yazdığı bir şeyin kötü olma hatta normal ihtimali bile yok. Kadın mükemmel iş çıkarıyor ya... Karakterleriyle, orijinal kurgusuyla, olaylarla, vermek istediği küçük küçük mesajlarla... Ay günlükleri serisi zaten en sevdiğim kitap serisidir, bu üçlemenin de bendeki yeri bir başka oldu diyebilirim.
Bu kitapta olaylar hız kazanıyor ve sayfalar ilerledikçe hep aynı şevkle okumaya devam ediyorsunuz kitabı. Merakınıza merak, şaşkınlığınıza hayret katılıyor. Kuşkusuz üçlemenin en iyi kitabı buydu.
Kahramanlar ve kötüler ikilemesiyle başlıyordu ilk kitap. Bu iki kelime keskin bir çizgiyle ayrılmıştı. Somut olarak 2. Kitapta geçen ama tam olarak 3. Kitapta karşılığını bulan cümleler ise şunlar :
"Hiçbir şey insanların sandıkları kadar açık bir şekilde siyah ve beyaz diye ayrılmaz. İyilik yapmak ile kötülük yapmak her zaman birbirinin zıddı değildir." işte üç kitap da bu fikir etrafında dönüyor.
BAYILDIM! Kitaba BA YIL DIM!!! Nova'ya bayıldım. Bir başkarakterin bu denli çelişkilerle dolu olup aynı zamanda bu kadar kararlı olmasına, iç tartışmalarıyla debelenmesine, ihtiyaç duyduğu aileyi asla aramaması gereken bir yerde bulmasına... Adrian'a, konseye, konseyin aslında kusursuz olmayışına, Max'in sadece sıradan bir çocuk olma isteğinin aslında neredeyse gerçekleşmesi imkansız bir istek olmasına, kitaptaki arkadaşlıklara, her iyinin içinde bir kötülük ve her kötünün içinde bir iyilik bulunması fikrine BAYILDIM! Çok büyük bir keyifle, heyecanla okudum kitabı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Umarım Marissa bizi çok bekletmeden yeni bir esere imza atar. Herkese keyifli okumalar...
Seri sıralaması
1)Muhalifler (#49490874)
2)Düşmanlar