Söyleyecek gerçekten çok şey var.Nereden başlayacağım da tam olarak bilmiyorum.Öyle bir etkilendim ki belki de şu ana kadar en çok bu kitapta empati yapmışımdır.Suçu bilerek mi yoksa bilmeyerek mi işlemiş olduğu belli olmayan-en azından ben kitabı okurken bunu anlamamıştım-bir mahkûmun tek cezası idam olacağı kesin.Bunu duyan bir insan neler hissedebilir ki o an?Her saniyesi onun için çok kıymetlidir.İnsan pişman olabilir,ya da suçsuz da olabilir ama ne önemi var ki?Karar kesin...Bütün hayat gözünün önünde baştan sona kadar bir canlanır.Annenin sesini,babasını,başarılarını,dostlukları,ilk aşkı...Tüyler ürpertici bir şey.Bu kitap bana olaya farklı bakmayı öğretti de diyebiliriz.Bazı insanlar idamı hakkediyordur ve içimde hala bu düşünce hakim.Lakin bu kitaptan sonra biraz bir sorguladım.Bu mahkûmların da aileleri,sevdikleri var.Korkunç bir suç da işlemiş olabilirler.Yine de bir evde gözyaşı dökülecek.Sonuçta suçlunun annesi mahkûmun çocukluğunu hatırlıyor,dostların nasıl eğlendiklerini ve sevgilinin de onunla olan aşkını.Gerçekten garip bir durum.Fazla bu konuyu düşüneceğimi sanmıyorum.İçimde güzel duygu akışı oldu.Kahraman bakış açısıyla yazılmış.Hatta bazen bunun gerçek olup olmadığını düşündüğüm de oldu ya da gerçek de ben mi anlamadım?Kitabı da zaten gece saatlerinde okudum.O da iyice etkiledi.Victor Hugo'yu tebrik etmek gerek.Düşündürücü bir eser bırakmış.Eğer bu kitabı henüz okumadıysanız ve fazla üzülmek istemiyorsanız gündüz okuyun.Kafamda tonlarca düşünce...