Ulusların düşüşü (daron Acemoğlu-james Robinson) kitabını okudugumda bir klişeyi sorgulamaya başlamıştım. " Coğrafya kaderdir." Kitapta aslında suni bir sınır çizgisiyle ayrılmış aynı coğrafyanın nasıl da iki farklı kader olduğunu görmüştüm. Meksika Amerika; Kuzey Kore Güney Kore gibi. Cesur yeni dünyada da kopma noktası işte bu türden yapay bir sınırın aşılmasıyla başlıyor. Bir yandan amişlere benzer bir hayat yaşayan Kızılderililer bir yandan bugüne çok da uzak olmayan bir geleceğin toplumu. Teknolojik olarak belki uzak ama ya kültür...
Bugün koşullu şartlandırma merkezlerine sahip değiliz ama en basit bir örnekle sosyal medya bu merkezlerin yerini almaya başlamadı mı? İnsanlar iki defa doguyordur belki de. Özgür ve 'vahşi' hayvanlar olarak doğup toplumun tornasina, zamanın kültürüne, kapitalizmin influce edisine maruz kaldığında ölüp ikinci doğumunu gerçekleştiriyor. İkinci doğum; herkesleşmenin başladığı, özgünlüğün zorbalandigi, özgün olma adı altında sadece geçmiş kuşaklara aykırı olup bugün herkes gibi olma anlayışının var olması gibi.
"Optimum toplum dedi Mustafa Mond, buzdağı örneğine göre kurulur; dokuzda sekizi su seviyesinin altında, dokuzda biri üstünde. "
Bu cümleyi okuduğumda çoktandır cesur Yeni Dünyada yaşamaya başladığımızi fark ettim.
Gerçekten etkili totaliter devlet, siyasi patronların ve onların yönetici ordularının tüm güçleri kendisinde toplayan yönetici hükümetinin, kölelerden oluşan nüfusu kolerler koleliklerini sevdikleri için zor kullanmaksizin kontrol ettikleri devlettir.