Tüm insanlığı araştıracağım diyen kişi kendisinden başlamalıdır. Yeryüzü ile gökyüzü, dağlar ile dereler, ay ile güneş... Bunların hepsi aslında kişinin ta kendisidir.
"Eskiden spor yapan insanlarla dalga gecilirmis. Şimdi de yapmayanlarla alay ediliyor. Değer yargilariniz göz yuvarlağım gibi değişken. Benim göz bebeğim, sadece büyüyüp küçülür ama insanların değer yargıları zamanla tepetaklak olabiliyor. Tepetaklak olmakla kalsa neyse. Her şeyin iki farklı uç noktası var. Dolayısıyla iki farklı bakış açısı. Bir uçtan bakınca diğeri siyah ve beyaz kadar zıt görünebilir. "
Hayatı sallamiyor mu yoksa zorla onun içine mi girmeye çalışıyor., önemsiz şeylere kafasını mi takıyor yoksa soyut bir dünyada dinginliği mı yaşıyor asla anlayamıyorum. Kedileri anlamaya gelince çocuk oyuncağı... Yemek istediğimizde yiyoruz, uyumak istediğimizde uyuyoruz, ofkelendigimizde güç bela kızıyor, ağlamak istediğimizde de çıkmaza düşmüş gibi ağlıyoruz. Hele hele günlük denilen gereksiz şeyle hiç işimiz olmaz. Hakikaten ne gerek var ki? Benim efendim gibi iki yüzlü insanların karanlık odalarda tüm dünyadan özenle gizledikleri asıl yüzlerini bir deftere dökme ihtiyacı hissediyor olması su götürmez bir gerçek.
Sözün özü şu ki, insanlar kibirleriyle kaba kuvvetlerini kullanıp kendilerini başkalarından büyük görüyorlar. İnsandan büyük bir varlık çıkıp gelmedikçe ve bunları ezmedikçe bu işin sonu nereye varır bilemiyorum.
Yaşar Kemal "bütün büyük yazarlar kendi Çukurova'sini yazar." demiştir.
İbo'nun Çukurova'si vişegrad'ta tarihin objektif bir izleyicisi olarak drina köprüsü bizi karşılıyor.
Belki de sadece bir taş yığını değil bir ruhtu. Bu yüzden daha o ortada yokkeb orada olanları onun sayesinde öğreniyoruz.
Hikaye pencik sistemiyle evinden zorla alınan, annesinin ardından koştuğu, götürülmesini istemediği skolovicli bir Sırp çocukla başlıyor. İstanbul'a gelip yeteneklerini gösterince 1.suleyman, 2. Selim ve 3.murad dönemlerinde Osmanlı imparatorluğunun en etkili devlet adamı olarak imparatorluğu resmen yönetmiş olan Sokullu Mehmet pasadir bu çocuk. "Bir çeşme yaptırmak gibidir, ahiret kurtarır köprü yaptırmak" düşüncesindeki halk gibi düşünür. Drinanin üzerine bir köprü yaptırma emri verir.
Kitap da insanlığa dair derin derin düşünmeye başlayacağımız sorgulamalar da bu noktada başlar.
İyilik yapttiginizda kullandığınız yöntem o iyilik keşke hiç var olmasayadi dedirtmemeli. Bunu dedirten köprünün ilk basmimari abid agadir. Abid ağa ile birlikte gücün zulme evrilisini daha ilk dakikada anlarız. Anlarız ki güç zehirlenmesi nin tek dermanidir o gücü tasviye etmek. 1800lerden itibaren Balkanların nasıl da gaiya kuyusuna donustugunu görürüz. "İstediklerini olduremeyince ellerine geçeni öldürürler."
Bazen Sırplar ve Türkler bazen muslumanalr ve hiristiyanlar bazen bu yerlilere karşı dışarıdan gelenler arasinda; Her farklı tarihte yeni bir düşmanlık peyda olmuştur. Oysa dünyanın siyaseti oraya ugramasa onların deyişiyle " papaz ve imam gibi bir birlerini severler." Ama dünyanın geri kalanından bağımsız olmak ne mümkün. İtalyadan da İtalyan anarsistlerden de bihaber yaşayan italyan bir duvar ustasının bir İtalyan anarsiti tarafından Macaristan kraliçesine yapılan bir saldırı sonrası