Yunan,Roman ve Yahudi medeniyetlerde ve hatta medeniyetin uğramadığı diğer çağlarda dahi on üç,on dört yaşındaki bir erkek çocuk samimiyetle bilgilerin arasına alarak erkeklerin arasına erkek,savaşçıların arasına da savaşçı olarak kabul edilirken,bu yüzyıldan doğan bir çocuk ,sözde Tanrı tarafında dayatılan bir eğitim anlayışınca yapay ve doğasına aykırı biçimde tüm bu samimi ve doğal gelişimlerden mahrum bırakılmıştır.kimse onun yanına be özgürce konuşur ne de onun konuşmasına izin verir.cinsel ergenliğe ulaşmış çocuk ise bu olguyu,hemcinsleriyle fısıldaşarak konuştuklarında ve fuhşun kol gezdiği sokaklarında öğrenmek zorunda kalmış.