"Vicdan, hocam, uyutmaz adamı, döndürür böyle, yatakta."
...
"Vicdan dediğin, sızlar, hoca. Ama bende sızlamaz. Şimdi tutsam seni şurada, dayasam bunu gırtlağına, isyan desem, sen de, çoluğum çocuğum var, yapma desen, sızlamaz mesela benim vicdanım."
Bir taşta, bir toz tanesinde tekrar dünyaya gelsem ruhum bu arzuyla ağlıyor.
Her şeyden giderek daha az zevk alır oldum, hatta hiçbir şeyden tat alamamaktan da.
Kendimden ayrıldığımda, bir kuyunun dibi olduğumu fark ediyorum.
Hiç olmadığım kişi ölmüş bile. Olmam gereken kişi Tanrı'yı unutmuş. Bu bomboş araoyundan başka hiçbir şey yok.
Müzisyen olsam kendi cenaze marşımı yazardım, gayet de haklı olurdum!
Önünden geçtiğim her bina, her müstakil ev, duvar- ları beyaza ve sessizliğe boyanmış her yalnız evcik - her biri, bir an için kendimi içinde yaşarken hayal ettiğim bir yuvadır, önce mutluymuşum, sonra sıkıntı basıyormuş, en sonunda her şeyden bıkıyormuşum;
ve alıp ba şımı gittikten sonra, evde geçen günlerimi deliler gibi özlüyormuşum. Böyle hayallerle her yolculuk, büyük sevinçler, sonsuz bir sıkıntı, uyduruk özlemler devşirmekle geçiyor.