Fıkhu’s-Sireyi okurken Resûlullah’ın (sav) hayatını yalnızca tarihi bir anlatı olarak değil, insanın kendi hayatına tutacağı bir ayna gibi görmeye başladım. Her hadisenin ardında bir hikmet, her sabrın içinde bir teslimiyet, her mücadelenin içinde bir merhamet saklıydı. Bu eser bana siyerin sadece bilinmesi gereken bir ilim değil, yaşanması gereken bir ahlâk olduğunu yeniden hatırlattı. Bazen bir sayfada hüzünlendim, bazen bir satırda kendimi sorguladım. En çok da şunu hissettim: Resûlullah’ın izini takip etmek, yalnızca onu sevmekle değil; onun sabrını, adaletini ve güzel ahlâkını kendi hayatına taşımakla mümkün. Kitap bitti ama gönlümde açtığı tefekkür hâlâ devam ediyor. Kitapla kalın.