Pir sultan başını kaldırır, gözlerini oradaki ağaların , beylerin , devlet adamlarının üstünde dolaştırır,ben bu yemekten yiyemem, çünkü bu yemekte tüyü bitmedik yetimlerin hakki , kan ter içinde calisanlarin kani var, bu yemek yenmez, bu yemek zulüm yemeğidir, ben bu yemeği yiyemem ,haramdır. Bu yemeği ben değil, köpeklerin bile yemez.
Biliyorum yürek bir sırça çiçektir.Bir kere kırılınca o çiçek bir daha öyle bir çiçek olur mu, olmaz biliyorum, olmaz ama kardaslarin sırça gönülleri birbirlerine öylesine sıcaktır ki , kardaslik yüzünden sırça bile birleşip, ne kadar kirilirsa kirilsin ,un ufak olsun eski haline gelebilir.
Uğruna bu kadar alacaldigimiz , zulmettigimiz,haram yediğimiz , insan oldurdugumuz yasamak ne ise yarıyor? Sonunda iste böyle bir kasabayı ya da küçük bir mezarligiı kokuyla dolduruyoruz.
Dunyayi ve icindekileri bir makinaya donusturmeye calismisti, asil aci olan kendine bile bir makine gozuyle yaklasmis ona durmadan yeni carklar , kasnaklar, disliler ekleyerek,kendini iyilestirmeye calismis.iktidar makinesi denilen sey yani onun oz varligi sonu gelmez isteklerle buyudukce, benligindeki son insanca kirintilari da yok etmistir..