Ormanda giderken / Yol ikiye ayrıldı / Ve ben seçtim / Daha az gidilmiş olanı." Öz mü daha önce gelmeliydi varlık mı? Kendisi önceden tasarlanmış bir makas, bir örtü, bir kitap mıydı yoksa daha özel, daha öznel bir varlık mı? İşte tüm soru buydu. Bu soru, onun varoluş mücadelesinin en can alıcı noktasıydı, var olmanın anlamıydı, yaşamın kendisiydi, bir savaş.
Başını kaldırıp o iri surata baktı. O siyah bıyıkların altında ne tür bir gülümsemenin gizli bulunduğunu anlaması kırk yılını almıştı. Aah, o amansız, gereksiz anlaşmazlıklar! O sevgi dolu kucaktan insanın inatla, kendi isteğiyle kendini sürgün etmesi! Burnunun iki tarafından aşağıya cin koklu iki gözyaşı damlası aktı. Ama sorun yoktu, her şey yolundaydı, boğuşma bitmişti. Kendisine karşı zafer kazanmıştı. Büyük Ağabey'i seviyordu.