Yavaş yavaş hayatı yeni bir anlam kazanıyordu, her şeyle yeni bir ilişki kuruyordu. Hayat ona ciddi, anlamlı yüzünü gösteriyordu. Tehlikeyle tanıştığı andan beri -ve bu tehlikeyle gelişen gerçek bir duyguyla- birden, her şeyle, yabancısı olduğu şeylerle bile bir bağ kurabiliyordu. Eskiden cam gibi şeffaf gördüğü dünya, kendi gölgesinin karanlık yerinde birden bir aynaya dönüştü. Yüzünü çevirdiği her yerde, kulak verdiği her şeyde aniden bir gerçeklik beliriyordu.