Kebikeccc

Kebikeccc
@Ya_Kebikec_
Köşk'ün ''Demirperde''si
Bunların dışında aklın almayacağı bir yasak daha vardı: Askerler Hayrünnisa Hanım'ın Başyaverlik binasını ziyaret etmesini, askerlerin ve Genel Sekreter Mustafa İsen'in ikametgah olarak kullandığı bölüme içeriden geçmesini istemediklerini üstü örtülü bir şekilde iletmişlerdi. Zira arada askeri geçiş noktaları vardı. Hayrünnisa Hanım buna hem çok içerlemiş, hem de çok sinirlenmişti. Köşk'ün o tarafında bulunan Fevzi Çakmak Köşkü'nü de görmek istiyordu. Bir hafta sonu Konut'ta Cumhurbaşkanı Gül ile bu konuyu konuşurken birden ayağa kalktı ve dışarıdaki arabalardan birine yöneldi. Koşup gelen şoföre, ''Arabayı ben kullanacağım. Sen gelme.'' dedi. Direksiyona geçerek Konut'tan çıkıp Çankaya Köşkü'ne girdi ve Başyaverlik binasının önünde durdu. Arabadan inip içeri girdi. Bu ani ziyareti hiç beklemediklerinden askerler şaşkına dönmüşlerdi. Başyaverlik binasında da bir tadilat yapılacaktı. Hayrünnisa Hanım odaları gezerken, peşinden Cumhurbaşkanı Gül de geldi. Eşini yalnız bırakmak istememişti. İnceleme turu tamamlanınca Hayrünnisa Hanım tekrar direksiyona geçti. Abdullah Gül de yanına oturdu. Köşk'ten çıkarak bu kez askerlerin giriş yaptığı kapıya yöneldi. Eşinin niyetini anlayan Cumhurbaşkanı, ''Görüyorum ki artık seni durdurmak mümkün değil.'' dedi. Muhafız Alayı Komutan Konutları girişinde birden Cumhurbaşkanı ve eşini gören askerler adeta şok geçirdiler. Hayrünnisa Gül askerlere, ''Açın kapıyı'' dedi. Doğal olarak kapı açıldı. Cumhurbaşkanı ve eşi birlikte Fevzi Çakmak Köşkü'nü gezerken Başyaver Metin Özbek nefes nefese oraya geldi. Yaşadığı telaş ve gerilim yüzünden okunuyordu. Hayrünnisa Hanım Başyaver'e, ''Hayrola Metin Albay, nefes nefese kalmışsınız, spor mu yapıyordunuz? diye takıldı. Gerçekten de, başörtüsünün devletle zorla da olsa
Sayfa 84 - Doğan Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayrünnisa Hanım'ın İsyanı ''Artık yeter!''
Sadece başörtüsünden dolayı böyle bir muameleye maruz kalmak çok ağır, incitici ve yaralayıcıydı. Hayrünnisa Hanım bu yüzden C kapısına ''Ceza kapısı'' adını takmıştı. Bir krize yol açmamak için üzüntüsünü, kırgınlığını ve kızgınlığını hep içine atarak üç yıl boyunca sabretti. Ama, 2010 yılında Zambiya Cumhurbaşkanı'nın Türkiye ziyareti öncesinde adeta patladı: ''Artık yeter! Ben bundan böyle bu uygulamayı devam ettirmeyeceğim. Bu yanlıştan dönülmezse bir daha karşılama törenlerine katılmayacağım.'' Köşk'te ortalık karışmıştı. 11 Temmuz'da Türkiye'yi eşiyle birlikte ziyaret edecek olan Zambiya Cumhurbaşkanı Rupiah Bwezani Banda'nın gelmesine birkaç gün kalmıştı. Hayrünnisa Hanım'ı ikna etmek için son gün yeni bir uygulama önerildi. Ancak bu uygulamada da Hayrünnisa Hanım'ın kırmızı halıda değil, çimlerin üstünde yürümesi öngörülüyordu. O kararlıydı: ''Bana böyle saçma önerilerle gelmeyin. Benden önceki cumhurbaşkanlarının eşleri nasıl yürüyorsa artık ben de öyle yürüyeceğim. Buradan da asla geri adım atmayacağım.'' O sırada Zambiya Cumhurbaşkanı eşiyle birlikte Ankara'ya gelmişti. Ertesi sabah Köşk'te karşılama töreni, akşam da resmi yemek vardı. Ancak Hayrünnisa Hanım törene katılmaya bir türlü ikna edilemedi. Zambiya tarafına Hayrünnisa Hanım'ın rahatsızlığı nedeniyle karşılama törenine ve resmi yemeğe katılamayacağı bildirildi. Bunun üzerine, Zambiya Cumhurbaşkanı'nın eşi ziyaretin ilk gününde Ankara'dan ayrılarak ülkesine geri dönmek zorunda kaldı. Hayrünnisa Hanım sonuna kadar gitmekte kesin kararlıydı. Konut'ta bu konuyu konuşurken Cumhurbaşkanı Gül'e bu kararını çok açık bir şekilde iletti: ''Abdullah Bey, bu yanlış düzeltilmedikçe sana hiçbir törende ve resmi yemekte eşlik etmeyeceğim.'' Almaya Cumhurbaşkanı Christian Wulff 18
Sayfa 81 - Doğan Kitap
''Başörtüsü ile kırmızı halıda yürüyemezsiniz''
Bir diğer sorun da, yabancı devlet başkanlarını karşılama töreniyle ilgiliydi. Askerler, Hayrünnisa Hanım'ın törende kırmızı halıda yürümesini istemiyorlardı. Oysa, daha önceki cumhurbaşkanlarının eşleri, konuk cumhurbaşkanlarının eşleriyle hep birlikte yürümüşlerdi. Burada mesele yine başörtüsüydü. Bu işin içinden nasıl çıkılacaktı? Uzun arayışlardan sonra bir formül bulundu: Yabancı cumhurbaşkanları ve eşleri Çankaya Köşkü'ne geldiklerinde, Abdullah Gül konuğunu tören alanında karşılarken, Hayrünnisa Hanım ise eşini misafir kapısı olan C kapıda karşılayacaktı. Gül konuğu ile kırmızı halıda yürüyerek askeri teftiş ettikten sonra A kapının girişine gelecek, bu arada kapı açılacak, Hayrünnisa Hanım yabancı devlet başkanının eşiyle beraber dışarı çıkacak ve birlikte görüntü vereceklerdi. Bu ''Türk usulü'' karşılama tam üç yıl sürdü ve inanılmaz sıkıntılı geçti. Hayrünnisa Gül dış ziyaretlerinde dünyanın tüm kırmızı halılarında yürüyor, kendi ülkesinde, kendi evinde yürüyemiyordu. Üstelik, yabancı konuk eşlerine bu durumu izah etmek hiç de kolay olmuyordu. Yabancı first ladyleri yan kapıdan alıp arka koridorlardan dolaştırıp ön kapıya getirmek ve kapının arkasında törenin bitimine kadar bekletmek nasıl izah edilebilirdi ki?
Sayfa 80 - Doğan Kitap
''Asıl dinlenmek, faaliyetini değiştirmekle olur.''
Sayfa 54
''Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şey yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.''
Sayfa 179