Ben dünyaya gözlerimi ilk açtığımda,
sadece sımsıcak bir kucak bulmadım;
güvenli bir yuva buldum, bir vatan gördüm.
Sevgi, şefkat, merhamet dolu bir yüz gördüm.
O annemdi.
Çocukken onu sadece anne sanırdım.
Meğer evimizin çatısıymış.
Kışa karşı duvarı,
karanlığa karşı kandili,
yokluğa karşı bereketiymiş.
Bir evde saatler bile
annenin ritmine göre çalışırmış.
O kalkınca sabah olur,
o sofrayı kurunca bereket gelir,
o pencereyi açınca eve güneş dolarmış.
Biz çocukken fark etmezdik.
Suyun bardakta hazır oluşunu,
ekmeğin sofrada bekleyişini,
ütülenmiş kıyafetleri,
toparlanmış odaları
hayatın doğal düzeni sanırdık.
Meğer bütün o düzenin görünmeyen adı:
anneymiş.
Bir ağacın kökü gibiydi.
Kimse kökü görmezdi,
ama bütün dallar onunla ayakta dururdu.
beni sadece uyutan değil
beni hayatta tutan
berrak bir ninniydi annemin sesi
.
bir dua gibi inerdi üzerime
pamuk helvadan yumuşak nefesi
ve ben
o duanın
sıcaklığında
yumuşaklığında
mışıl mışıl uyurdum
.
ah dost…!
yurt dediğin
biraz anne kokusu
biraz anne kucağı
biraz da anne duasıdır