Mülkünü siyasi bir yaşam sürdürmek amacıyla kullanmak yerine büyütmeyi yeğleyen bir mülk sahibi özgürlüğünü sanki kendi elleriyle kurban etmiş ve kendi iradesiyle, köle olmuş demekti.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aslında bildiğimiz en yoğun, diğer bütün deneyimleri silip atacak kadar yoğun olan duygu, yani bedende hissedilen büyük bir acı, aynı zamanda en özel ve başkalarına en az iletilebilir olan duygudur. Bu duygu kamusalın görünürlüğe sunulabilecek uygun bir biçim kazandırmakta aciz kaldığımız belki de yegáne deneyim olmakla kalmayıp, bizi gerçeklik duygumuzdan da fiilen yoksun bırakır, öyle ki onu başka her şeyden daha kolay ve süratle unutabiliriz. (Kimse beni anlamıyor) deyişinde olduğu gibi, bu en radikal öznellik ile dış dünyayı birbirine bağlayabilecek bir köprü yok gibi görünüyor.
Bireysel maişetin temini erkeğin görevi olunca kadına da türün devamını sağlama görevinin düşeceği açıktı. Bu iki doğal işlev de, erkeğin yiyecek sağlayıcı emeği ile kadının doğurucu emeği de, aynı yaşamsal kaçınılmazlığın konusuydu. O nedenle hanedeki doğal topluluk zorunluluğun eseriydi ve bu doğal toplulukta yerine getirilen bütün etkinliklere zorunluluk hâkimdi.