“Senin dünyandan birinin buraya davet edilmesinin şartı şu :
Benim okuduğum kitabın aynı sayfasını, aynı mevsimde, aynı günde ve aynı saatte okuması gerekiyor. Hem de güneşli bir bahar gününde, çiçekleri tam açmış bir kiraz ağacının altında . Bunları mutlaka ilet . “
Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi.. Kendi aşk şiirlerinde ışık saçan ruhtu . Burjuva Ruth’u hiç sevmemişti .
Bir anlamda, evet . Yalnızdım . Tek başına değildim . Ama müthiş yalnızdım .
Ormanın merkezine doğru ilerledim . Ben içi boş bir insanım . Kendi kütlesini yiyip bitiren bir boşluk.