Yağmur Talay

Yağmur Talay
@Yagmuy
Kitaplar Patiler Caz ve Şarap
25 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·380 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 11:20
Ne kitap ama! Acının, imkansızlığın, aşkın ve umudun bir bedende bu denli var olması ne büyük bir ıstırap. Mathilda’nın başından geçenleri, ırkçılığın doğurduğu sonuçları iliklerimize kadar hissettiren yazarımız, dil ve düşünce bakımından oldukça kolay okunan bir kitap vücuda getirmiş. Kolayca okunabilir olmasının yanındaki tek engel “insanlık suçu” dediğimiz hadiselerin akıl almaz derecede insanlık dışı olması. Boğazımda koca bir yumruyla, düşüncelere gark olarak okudum çoğu sayfayı.Yer yer kitabın kapağını kapatıp öylece halının desenlerini izledim desem hiç de mübalağa etmiş sayılmam. Hitler Dönemi’nin son derece sarsıcı olan tarihî yanlarını kuru kuru bilmenin acısını çektim sayları çevirirken oysa din, dil ve ırk farketmeksizin insanlar, her coğrafyada acı söz konusu olduğunda birbirine benzer talihsizlikleri ve olayları yaşamış. Başka birinin, başka bir coğrafyanın kaderini kalbimde hissetmek beni içinde bulunduğum dünyadan çekip çıkardı. Uzun zamandır zihnimde olan duygusal donukluğu eritti. Yazara teşekkür eder Ata’ma sonsuz şükranlarımı sunarım.
Duygu ve Düşünce
Esaret Şehrinde Bir KitapçıShari J. Ryan · Arkadya Yayınları · 2022892 okunma
Reklam
Puan vermedi
15. yy. Paris' inde geçen konusu ile hiçbir zaman eskimeyecek bu roman, gerek mimari gerek atmosfer tasvirleri ve tabi başarılı ruh çözümlemeleri ile tam bir başyapıt. Victor Hugo, insani duygulara tam on ikiden değiniyor. Bu kitap insana sahip olduğu -varsa tabi biliyosunuz artık öyle insana pek rastlanmıyor- etik ve ahlaki değerleri sorgulatıyor. Quosidomo ne kadar çirkinse kalbi bir o kadar güzel, vücudu ne kadar biçimsizse ruhu ve karakteri bir o kadar muntazam. Gelin görün ki bir kusuru(!) var: Çok iyi kalpli. Adalet, iyilik, sınıf farkı, burjuva, din ve pek çok temel kavramı ele alan bu romanda Quosidomo "merhamet" i temsil ediyordu. Hem de ne merhamet... O koca koca dünyaları sığdırdığı küçücük kalbi, biri için atıyordu: Güzeller güzeli Esmeralda. Öyle masum öyle karşılıksız sevdi ki Esmeralda'yı. Nihayet anladı Esmeralda onun kıymetini. Kimsenin onu görmediği, ezip geçtiği ve susuzluktan kavrululduğu vakit harika bir şey oldu: Esmeralda ona su verdi. Gözyaşlarım... "Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir." "Esmaralda bana su verdi."
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Can Yayınları · 201942,1bin okunma
Puan vermedi
Devrim sonrası Fransa'daki soğuk gerçekleri ele alan Hugo, iz bırakan bu romanında toplumsal vicdan ve adaletsizlik kavramları çevresinde eserini kaleme almıştır. Kitapta dikkati çeken ölüm bilinci, karakteri çepeçevre sarmıştır. Bu bilincin getirdiği psikolojik bunalımları, okur karakterin ağzından öğrenmekte. Aslında Hugo kendi düşüncelerini ana karakter üzerinden okura aktarmış desek daha doğru olur. Ona göre suç suçtur. İnsan ise yüce bir varlıktır. Suçu hakim değerlendirse de asıl cezayı Tanrı vermelidir. Zira cezalandırmak Tanrı'nın işidir. Romanda karakterin suçunun ne olduğunu bilemiyoruz. Sanıyorum ki Hugo'ya göre ''suç" ölümden daha büyük bir gerçeklik değildi. İdam karşıtı olan Hugo, eserinde politik kimliğini gizlememiştir. Öyle ki kurgunun önüne geçen muazzam bir "ön söz" yazmıştır. Ölümde dahi yanlılık yapan sistemi cümleleriyle kırbaçlamıştır- kendisi hümanist tabi o asla kırbaçlamazdı da bu benim yorumum-. Ön sözün hemen ardından mini bir oyuna yer vermiş sayfalarında. O dönem insanının nasıl da taş kalpli ve son derece duyarsı olduğunu dile getirmiştir. Ön söz, oyun, roman... Daha ne yapsın bu adam. Üstelik kitap başlı başına bir direniş. "İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı'nın işidir."
Edebiyat & Roman
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Puan vermedi
Ütopik bir roman olduğu için kurgu elbette klasiğin dışındadır. Kitapta, mevcut bir siyasi düzenin toplum üzerindeki etkileri işlenmiş. Son derece despot bir düzenden söz ediyoruz. Öyle ki evinde bile herhangi bir şey düşünemiyorsunuz. Baskı beyinlerin içine kadar nüfuz etmiş durumda. İnsanlar birer metadan ibaret. Roman kahramanı Winston son derece sağduyulu bir birey olmakla beraber sisteme direnen, başkaldırıyı temsil eden güçlü bir adam. Ne var ki sistem öyle beslenmiş ve güçlenmiş ki Winston'u bile içine çekmeyi başarıyor. Günümüz politikasına benzer durumlar söz konusu. Sözde özgür düşünce dediğimiz kavramın anlamı her geçen gün biraz daha içi boşalıyor. İnsanlar siniyor ya da müthiş bir kin ve düşmanlıkla sisteme direniyor -kendi çapında tabi- . Tüm bunlar beraberinde koca bir kaos kazanı meydana getiriyor. Bu kazanın içine de biraz mutsuzluk, biraz öfke bir de eser miktarda umut ekledik mi yöneticilere gümüş tabaklarda sunulacak tadından yenmez bir yemek oluyor. Ohh(!) Zehirli bir bitkinin tohumunu kalplerinize ektik. Ruhunuz duymadı. İmza Çok iyi bir yönetici.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2024 10. kitabı
Onlar Wilde'nin tek romanı olan Dorian Gray'in Portresi, estetik ve gençlik kaygısı üzerine yazılmış gibi görünse de ana hatlar istek ve ihtiras çevresinde oluşmuş gibi duruyor. Romanın başlıca üç karakteri: Dorian Gray, Basili Halward, Lordu Henry aslında Freud'un psikanalitik kuralına göre id-ego-süperego kavramlarını yansıtmaktadır. İd- Dorian Gray, haz odaklı düşünen bir karakterdir. Bir şey- ne olduğunun önemi yok- haz veriyorsa devam edilmelidir. Zira önemli olan eylemin ya da durumun ne hissettirdiğidir. Süperego- Hallward, vicdani ve ahlaki yönü temsil ediyor. Toplumsal kurallar, sözsüz normlar bu karakter tarafından okura yansıtılıyor. Ego ise Lord Henry. Gerçekliği temsil ediyor fakat çoklukla idden gelen dürtülere, uygun zaman ya da mekanda gerçekleşme imkanı veriyor. İşte bu bağlamda yazılmış teknik bakımından da oldukça başarılı bir kitaptır Dorian Gray'in Portresi.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201898,9bin okunma
Reklam