Yakup Coşkunoğlu

Zaferin kendileri tarafından kazanıldığını öğrendikleri zaman Türk askerlerinin gösterdiği sevinç ve heyecanı tasvir etmeye imkân yoktu. Birbirlerine sarılıp öptüler, sevinçlerinden ağladılar, deliler gibi oynadılar. Bölük bölük secdeye kapanarak kendilerine bu zaferi ihsan eden Allah’a dua ettiler. Osman Paşa, kararlarındaki kesinlik, manevî gücündeki sarsılmazlık, eline aldığı işi başarmadaki beceri ve güç ile bu zaferi de kazandıktan sonra asrın tarihi üzerine parlak bir iz bırakmıştı. Ümitsizliğin kapkaranlık günlerinde bile, ümidin ancak ölüm tarafından söndürülebileceğine inanıyordu.
Reklam
Ruslar ve Rumenler piyade hücumunun başlayıp bittiği iki gün içerisinde, 15.000’i Rus, 5.000’i Rumen olmak üzere 20.000 asker kaybetti. Bu sayı muharebeye fiilen katılanların yüzde yirmisiydi. Sadece Skobelev’in komutasındaki birlikler Yeşil Tepeler’in ele geçirilmesi ve savunulması sırasında 126 subay ve 5.332 asker kaybetmişti. Türklerin kaybı ise şehit ve muharebe dışı kalanlar olarak 5.000 kişiydi. 12 Eylül’ün kahramanı Albay Tevfik Bey’di. Yapılan hücumların başında kılıcı ile hep en önde bulunmuş, biraz sarsılmış olan ay yıldızlı bayrağın üzerine zafer çelengini koydurup muharebeyi neticelendirmişti. Muharebeden sonra generalliğe terfi ettirildi.
Griviçe muharebelerini yöneten General Skobelev’e gazeteciler sordu: “Asklerinizin ne kadarı kurtuldu?” “Çok az, çok azı kurtuldu. Elimden geleni yaptım. Daha fazlasını yapamazdım. Kıtalarım imha edilmiş, alaylarım ve subaylarım yok olmuştu. Bana hiç takviye göndermediler. Toplarımı kaybettim.” “Yardım göndermeyi niçin reddettiler? Bunun sorumlusu kim?” “Hiç kimseyi suçlamıyorum. Tanrı böyle istedi.”
“Hücum için seçilen noktalar şunlardı: Griviçe tabyası, Radişevo tepesinin karşısında merkeze rastlayan tabyalar ve Yeşil Tepeler’in üçüncü zirvesi. Askerlerimiz, insanüstü gayretlerle ve çok büyük zayiat vererek bu üç noktadan birincisini ve üçüncüsünü zapt ettiler. Griviçe tabyası ile Plevne’nin güneyi de bizim elimize geçmişti. Merkez tabyalarına gelince askerlerimiz, bütün övgülerin yetişemeyeceği bir kahramanlık göstermekle beraber, bunları zapt edemediler. Bunun neticesi olarak hücumda kısmen başarı kazandık fakat bu başarımızdan faydalanmak için taze kıtalara ihtiyaç olduğu halde bunlar yoktu. Onun için Griviçe tabyasını düşmana terk edip Yeşil Tepeler’in elde tutulmasına karar verildi.”
Gece yarısı, Plevne’nin güneyinde büyük bir yangın çıktı ve kasabayla birlikte kilometrelerce uzak arazileri de aydınlattı. Ertesi gün, şimdiye kadar Osman Paşa’dan insanca muamele ve himaye gören Plevne’de, Hıristiyanların erzak deposunu ateşe verdikleri tespit edildi...
Reklam